• Ana Sayfa
  • Ayhan Aydın
    • Özgeçmiş
    • KENDİMLE İLGİLİ KISA BİR DEĞERLENDİRME
    • Ayhan Aydın Arşiv Listesi
    • ŞAHKULU SULTAN DERGAHI GÖRSEL ARŞİVİ
    • Hakkındaki Yazılar
    • Hakkındaki Şiirler
    • Hakkındaki Haberler
  • Şiran
  • Söyleşiler
    • Dedeler
    • Babalar
      • BABAGAN (BALIM SULTAN ERKANI) KOLU
      • ÇELEBİLER KOLU
      • SULTAN SÜCEATTİN VELİ OCAĞI (DERGAHI) KOLU
      • ALİ KOÇ KOLU
    • Ozanlar
    • Yazarlar
    • Aydınlar Gazeteciler
    • Bilim İnsanları (Akademisyenler)
    • Kanaat Önderleri
    • Kurum Temsilcileri
    • Sanatçılar
    • Hocalar Mürebiler
    • İzzettin Doğan
  • Gezi Notları
    • Anadolu
    • Avrupa
      • Batı Avrupa Gezi Notları
    • İran
    • Suriye
    • IRAK
  • Yazılar
    • Basındaki Yazılar
    • Denemelerim
    • Etkinlik Haber Yorum
    • Cem Vakfı Yazıları
    • Kitapların Dünyası
    • Şiir Denemelerim
  • Kültür Sanat
    • Kültür Dünyası Söyleşileri
    • KÜLTÜR SANAT YAZILARI
  • Ahmet Hezarfen
    • Ayhan Aydın Kitap Yazıları
    • Osmanlı Arşivinde Aleviler Bektaşiler
    • Diğer Çeviri Belgeleri
    • Yazıları- Anıları - Görüşleri
    • Ahmet Hezarfen'le İlgili Yazılar
    • Ahmet Hezarfen Balkanlar(Rumeli)
    • Dergahlar Türbeler
      • Balkanlar Rumeli
        • Bulgaristan
          • Otman Baba
          • Demir Baba
          • Akyazılı Sultan
          • Ali Koç Baba
          • Elmalı Baba
          • Hüseyin Baba
          • Dallı Ali Baba Türbesi
          • Yunus Abdal
          • Saçlı Koçlu Babalar
          • Alan Mahallede Ali Baba Türbesi
        • Makedonya
          • Sersem Ali (Harabali) Baba
          • Sarı Saltuk
          • Hıdır Baba
          • Cafer Baba
          • Üsküp Halveti Tekkesi
        • Yunanistan
          • Seyyid Ali (Kızıldeli) Sultan
          • Ece (İce) Sultan
          • Nefes Baba
          • Atatürkün Evi Selanik
      • İran
      • Suriye
      • Diğerleri
      • Anadolu
        • Hacı Bektaş
        • Sultan Sucaettin Veli
        • Abdal Musa
        • Kolu Açık Acim Sultan
        • Seyyit Garip Musa
        • Haydar Sultan
        • Diğer
      • İstanbul
        • Şahkulu Sultan
        • Kurucu Ahmet Sultan
        • Garip Dede Türbesi
        • Erikli Baba Türbesi
        • Nafi Baba (Şehitlik)
        • Karaağaç
        • Karyağdı
        • Duvar Baba
    • Semahlarımız
      • Rumeli Semahları
      • Anadolu Semahları
      • Sultan Sucaettin Veli Ocağı-Dergahı Semahları
    • Atatürk Fotoğrafları
    • Etkinlik Fotoğrafları
      • Türkiye
      • Balkanlar
      • Avrupa
      • Diğer
    • İnanç Önderleri
      • Dedeler
        • Fetfi Erdoğan Dede
        • Aşık Ali Metin Dede
        • Hüsamettin Aydın (Seyyid)
        • Nevzat Demirtaş
        • Musa Küçük
        • Veli Akkol
        • Hüseyin Orhan
        • Celal Arslan
        • Dedeler Diğerleri
      • Babalar
        • Hakkı Saygı
        • Abidin Harman
        • Mehmet Şilli
        • Reşat Bardi Dedebaba
        • Babalar Diğerleri
      • Zakirler
      • Çelebiler
      • Dervişler
    • Cemlerimiz
    • Yazarlar
      • Abidin Özgünay
      • Baki Öz
      • Cahit Tanyol
      • Mehmet Yaman Dede
      • Mehmet Yardımcı
      • Refik Engin
      • Şevki Koca
      • Ahmet Hezarfen
      • Yazarlar Diğer
    • Ozanlar
      • Adil Ali Atalay (Vaktidolu)
      • Ahmet Akar
      • Ali Ekber Çiçek
      • Aşık Durmuş Günel
      • Aşık Veysel
      • Hüseyin Çırakman
      • Hasan Papur
      • Hüseyin Yorulmaz (Seyfili)
      • Aşık İhsani
      • Mahzuni Şerif
      • Muharrem Yazıcıoğlu
      • Murtaza Şirin
      • Müslüm Sümbül
      • Telli Suna Gölpek
      • Ozanlar Diğerleri
      • Ozanlarla İlgili Simgeler
    • Gümüşhane-Şiran (Kırıntı-Yeniköy
      • Yeniköy (2010) Sayı Sayma Oyunu
      • Yeniköy Kış - Güssün Aydın Cenaze 2000
      • Kırıntı Yeniköy Düğün 2003
      • Kırıntı Yeniköy
    • Ayhan Aydın
      • Hısım Akrabalarım-Arkadaşlarım
      • Cem Tv Proğramlarım
      • Ayhan Aydın Resimleri
      • Ayhan Aydın'ın İstanbulu
      • Ayhan Aydının Manzaraları Şehirleri
  • Önemsediklerim
  • Konuk Yazarlar
  • Site Haritası
  • Balkanlar (Rumeli)

Durbali ve Hasip Baba Tekkeleri, Şevki Koca

Pazar, 03 May 2020 13:09 tarihinde yayınlandı. | Ayhan AYDIN tarafından yazıldı. | Yazdır | e-Posta | Gösterim: 1018

Yunanistan’da İrşâd Ocakları:

Reni (Durbâlî) Ve İskeçe (Khoutceh)
Hasib Baba Bektâşî Dergâhları

Şevki Koca

Muhterem okurlarım bu yazımızda Yunanistan’da mûkim ecdâd yâdigârı Bektâşî dergâhlarına ilişkin naçizâne bilgiler aktarmak arzusundayım. Bu tekyeler Reni ve İskeçe isimleriyle mâruf asitâneler olup bunların dışında önemli bir dergâhta, Cem Dergisinin 113’üncü sayısında malumat verdiğimiz Katarin (Angelista) hanikâh’ı ve Dimetoka’daki Seyyid Ali Sultân (Kızıldeli) Dergâhıdır.

Renî (Durbâli) Dergâhı

Dergâhlarımızdan Reni Tekyesi ismiyle tanınmış olan mekânın Bektâşî Argümanlarındaki ismi Durbali Sultân Dergâhıdır. Durbali Sultân Horasan kökenli Seyf-i meşreb Bektâşî azizlerinden olup, Dimetko’lı Seyyid Ali Sultân’ın çağdaşlarındandır. Seyyid Ali Sultân H. 804 (M. 1390) yılında Hakk’a yürümüştür. Orhan Gazi’nin hükümdarlığı esnasında Rumeli’ye yapılan (H. 738-M.1337) tarihli seferde, Durbali Sultânında olduğu rivâyet edilmektedir. Durbali Baba, Seyyid Ali Sultân tarafından icâzet verilerek Mora yarımadası sınırları dışında bir dergâh açmakla görevlendirilir. (Ancak teknik olarak elimizde bulunan bilgiler bu dergâhın kuruluş yılını H. 869-M.1480 tarihinden başlatmaktadır.) Çevre de yaşayan Arnavut kökenli Bektâşî müntesipleri dergâha Torbalı Baba Tekyesi ismi vererek “Tegjae Madh” (Büyük Tekye) sıfatıyla anarlar. Dergâh Mora yarımadasının kuzeyinde, Teselya bölgesinin Pharsala kentindedir. Tepedelen’li Mehmet Ali Paşa’nın M.1790-1822 yılları arasındaki Epirus Valiliği döneminde büyük ölçekli himâye görmüştür. 1882 yılından sonra Teselya’nın Yunanlılar tarafından ilhakı üzerine dergâh bu tarihten itibaren Osmanlı sınırları dışında kalmıştır. Durbali Baba rivâyetlerde; Osmanlı ordusunun Mora yarımadasını fethi esnasında, yerden bir avuç kum alır ve Meriç nehrine atar ve böylece kuruyan Meriç nehri üzerinden Yeniçerileri geçirmesi kerâmetiyle zikredilir. Yine rivâyetlere göre, Selânik de; “Üçler çeşmesi” yöresi ve Yenice Karasu’da “Kırklar Tekyesi” isimleri adı altında dergâhlar uyandırır. Yine müritlerinden Şâhin Baba’yı “Temple” vadisi olan yöreye göndererek “Köpekli” (kepekli) köyü yakınlarında bir dergâh açtırır. Durbali Baba Dergâhının son postnişinlerden Muharrem Mahzûni Baba erenler, aşağıda arzedeceğim bir nefeslerinde bu rivâyetlere yer vermektedir.

 

Hü Dost

 

“Horasan şehrinden geliyor Veli

Rûm’a kadem bastı Şâh’ım Durbali

Derya’ya bend’edüp nûr-u ezeli

Bir avuç kum ile Şâh’ım Durbali

 

Üçler çeşmesinde dergâh eyledi

Kırklar dergâhında er’ler peyledi

Şâhin Babam köperli’ye meyledi

Dürlü kerâmetle Şâh’ım Durbali

 

Yedi dağ üstüne hazer indiren

Dembedem daima mû’ciz gösteren

Meş’e palamudundan kiraz verdiren

Kanûn-u Sâni’de Şâh’ım Durbali

 

Ey Mahzuni terk’ol uyma cihana

Fani kulun üç günlük safasına

İmâm-ı zaman’ın yüz sür babına

Günahkârım affet, Şâh’ım Durbali

 

Devamını oku: Durbali ve Hasip Baba Tekkeleri, Şevki Koca

Kategori: Anadolu ve Rumeli Erenleri

Hoyrat Yolların Mazlumu

Cumartesi, 02 May 2020 20:10 tarihinde yayınlandı. | Ayhan AYDIN tarafından yazıldı. | Yazdır | e-Posta | Gösterim: 901

Hoyrat Yolların Mazlumu

Bir masum güzel evlat

Vurulmuş yatıyor upuzun

Çarşının orta yerinde

Cansız bedeniyle kıpırtısız

Ecel gelmiş kapıya dayanmış

Hangi feryat dindirir yangınını

Anasının, babasının, hısmının

Hoyrat yolların mazlumu

Ürkek bakışların ceylanı

Hangi çığlıklar içinde kaldı yarım sevdaların

Kör kurşun diyorlar

Bir karanlık ruhtan çıktı bu gümüş hışım

Bu ülkeye hâkim kılınmak istenen

Faşizmin ölüm kokan nefesi kesti nefesini

Sen bir yadigâr,

Sen bir mihman,

Sen ürkek bir güvercin yüreğisin,

Yaşamın kederini erken sırtlamış emekçi çocuk,

Ecelin pençesinden kurtulamayan çaresizim

Yarım kalan yaşamına

Ağlar, ağlar dururum şimdi

 

Ayhan Aydın

28 Nisan 2020

 

Adana'da polisin "dur" ihtarına uymadığı söylenerek öldürülen, Suriyeli,  19 yaşındaki Ali El Hemdan için yazılan şiir...

Kategori: Şiir Denemelerim

Bugün 23 Nisan

Cumartesi, 02 May 2020 20:09 tarihinde yayınlandı. | Ayhan AYDIN tarafından yazıldı. | Yazdır | e-Posta | Gösterim: 875

Bugün 23 Nisan

Paralel yapı mı, dediniz?

Bugün Türkiye'ye hâkim olan yönetim anlayışı, kabaca Emevi devrinde Halife Osman ve Muaviye zamanındaki anlayış gibidir.

Yani ülkenin tüm varlığını, tüm zenginlik kaynaklarını, her türlü yolu kullanarak, belli bir yandaş kitleye aktarmak gayreti ve çabasıdır.

Bununla yapılmak istenen, devlet içinde zenginler zümresinden, aynı dünya görüşüne sahip kişilerden oluşan bir yandaş hanedanlığı, yani paralel yeni bir devlet yaratmaktır.

Bu yapı, emrindeki bütün kurumları, bu arada kişiliği kalmamış emrindeki sözde basını da bir tetikçi olarak kullanmaktadır.

Bugünkü Türkiye'de Muktedir yapının yaptığı; kendi durumlarını kamufle etmek için, aslında kendi yaptıklarıyla başkalarını suçlamak, onları töhmet altında bırakmak, birilerini sözde paralelci ilan etmektir.

Tüm Türkiye bundan korkup sinecek mi?

Türk Milleti denen yapı, ulusun birliğine mi, bir hanedan varlığına mı tabi olacaktır?

23 Nisanlar, 30 Ağustoslar, 29 Ekimler bize ne ifade ediyor?

Bu yurt kimin yurdudur, bu vatan kimin vatanıdır?

Hakça üretip, hakça bölüşeceğimiz bir yer değilse bu topraklar, gerçekten bizim ülkemiz olabilir mi?

23 Nisanlar kutlu olsun, demek ne kadar kolay oldu.

Bizi biz yapan, bizi ulus yapan, vatandaş yapan, 23 nisanları yaratan o ruh, o bilinç, o irada nerededir?

Şimdi çocuklarımıza en büyük umutlarla teslim edeceğimiz varlığımız, eşsiz güzel ülkemiz, Türkiye'miz ne haldedir?

Halkın iradesine dayanmayan, milli iradeyi yok sayan, bir zümrenin egemenliğindeki yönetim anlayışına demokrasi denebilir mi?

Bu rejim cumhuriyet olabilir mi?

Tüm bunlara rağmen, halkın adaletsizliğe karşı çelikleşebilen iradesi oldukça umut her daim var vardır.

Her şeye rağmen bu bir bilinç işidir.

Bunun başka bir yolu yoktur.

Bilincini, dayanışma ruhunu, örgütlenme ve doğruya sahip çıkma gücünü kaybetmeyenler her zaman kazanırlar.

Tek tipçi, dayatmacı zihniyetlerin sonu her zaman hüsran olacaktır, yeter ki halk bilincini kaybetmesin, birliğini, direncini, kararlılığını yok etmesin...

Yaşasın ulusun tam bağımsız, özgür iradesi...

Yaşasın cumhuriyet ve insan hakları sevdası...

Yaşasın hakça üretip, hakça bölüşen düzen...

Yaşasın adaletle yönetilen demokrasi anlayışı...

Yaşasın bu topraklarda ulus ve vatandaş bilincini yaratan Mustafa Kemal Atatürkler ve Silah Arkadaşları...

Yaşasın geleceğe umutla bakan milyonların kalpleri...

Yaşasın bilimin aydınlığı...

Yaşasın aklın, vicdan özgürlüğünün teminatı laik sistem...

Yaşasın yurdunu özünden çok seven satılmamış ve satın alınamayacak halk yığınları...

Yaşasın halkların kardeşliği...

Yaşasın içleri aydınlıklar içindeki milyonlarla Türk genci...

 

Yaşasın tüm Türkiye'nin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı...

 

Ayhan Aydın

23 Nisan 2020

Kategori: DENEMELERİM

1 Mayıs İşçi Bayramı Kutlu Olsun...

Cumartesi, 02 May 2020 20:11 tarihinde yayınlandı. | Ayhan AYDIN tarafından yazıldı. | Yazdır | e-Posta | Gösterim: 872

Emekçilerin ve Tüm Dünya İnsanlığının Bayramı;
1 Mayıs İşçi Bayramı Kutlu Olsun...
Bir Kadın Ozandan İlk İşçi Şiiri

Ayhan Aydın

Tüm gerici zihniyetlerin yok edildiği, emekçinin emeğinin karşılığını aldığı, açlığın, sefaletin, adaletsizliğin olmadığı günler görelim.

İnsan onurunu, varlığını yok eden; köhnemiş, paslanmış kafalar, yozlaşmış yapılar yok olsun.
Herkesi sadece ve sadece insan olarak sevelim; ırk, cinsiyet, milliyet, din, mezhep, görüş-yöre farkı gözetmeyelim.
Gerçek'ten tam bağımsız, özgür, adil bir Türkiye için, dünya için, hep birlikte üretelim, her şeyi hep birlikte paylaşalım, birlikte ortaklaşa tüketelim.
Bencillikleri yenip, tüm dünyaya daha çok sahip çıkıp, daha çok insanlığımızı hatırlayalım.
Bahar çiçeklerle, umutlarla gelsin.
Hep birlikte insanın dalında sevgiyle açıp gülelim...

Aynı Zamanda
İlk İşçi Şiirini Yazan Kadın Ozanımız; Yaşar Nezihe Bükülmez'i de (1880-1971) Sevgi ve Saygıyla Anıyoruz...

 

Ey işçi

Bugün hür yaşamak hakkı seninken
Patronlar o hakkı, senin almışlar elinden.

Sa’yınla edersin de “tufeyli”leri zengin
Kalbinde niçin yok ona karşı, yine bir kin?

Rahat yaşıyor, işçi onun emrine münkâd;
Lakin seni fakr etmede günden güne berbâd.

Zenginlere pay verme, yazıktır emeğinden.
Azm et de esaret bağı kopsun bileğinden,

Sen boynunu kaldır ki onun boynu bükülsün.
Bir parça da evlatlarının çehresi gülsün.

 

Ey işçi

Mayıs birde bu birleşme gününde
Bişüphe, bugün kalmadı bir mani önünde.

Baştanbaşa işte koca dünya hareketsiz;
Yıllarca bu birlikte devam eyleyiniz siz.

Patron da fakir işçilerin kadrini bilsin,
Ta’zim ile, hürmetle sana başlar eğilsin,

Dün sen çalışırken bu cihan böyle değildi,
Bak fabrikalar uykuya dalmış gibi şimdi.

Herkes yaya kaldı, ne tren var, ne tramvay
Sen bunları hep kendin için şan-ü şeref say.

Birgün bırakınca işi halk şaşkına döndü,
Ses kalmadı, her velvele bir mum gibi söndü.

Sayende saadetlere mazhar beşeriyet;
Sen olmasan etmezdi teali medeniyet.

Boynundan esaret bağını parçala, kes, at!
Kuvvetedir hak. Hakkını haksızlara anlat.

Yaşar Nezihe Bükülmez

 

Kategori: DENEMELERİM

Ocak, Şubat, Mart 2020’den Notlar

Cumartesi, 02 May 2020 19:58 tarihinde yayınlandı. | Ayhan AYDIN tarafından yazıldı. | Yazdır | e-Posta | Gösterim: 988

Ocak, Şubat, Mart 2020’den Notlar

Ayhan Aydın

Eksik Kalmasın

KAKAİLER SÖYLÜYOR, ALMANYA, 29 Eylül 2019
Almanya'da, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyon'unun "Yol Bir Sürek Binbir" Etkinliğine katıldıktan sonra, bir davet üzerine Demokratik Alevi Federasyonu'nun bir söyleşisine katıldık. Alevi Dernekler Federasyonu Başkanı ve Garipdede Cemevi Başkanı Sayın Celal Fırat, Gazeteci - Televizyoncu Hüseyin Kelleci ve uzun yıllardan beri Alevi Tv. Kanallarında Yöneticilik, Muhabirlik ve birçok görevde bulunan çok sevgili Şükrü Yıldız'ın da konuşmacı oldukları etkinlikte, Irak'tan gelen Alevi topluluğu Kakailer kültürleriyle ilgili konuşmalar yaptılar. Genç bir Kakai sanatçı ve Almanya'da yaşayan sanatçımız Cemo Doğan birlikte çalıp söylediler. Ben de bunları cep telefonuyla kaydettim. Ne yalan söyleyeyim, yönetimin ve orada bulunan çok sevgili canların bize gösterdikleri ilgiden çok mu çok etkilendim ve duygulandım. Dahası Avrupa'da, inanç, kültür ve araştırma konularında, birilerinin hala yok saydığı, küçümsediği KÜRTLERİN en büyük ilgiyi ve alakayı gösterdiklerini gözlemledim.
Aşk ile ilginize muhabbetlerimle...

Ayhan Aydın

Seyyid Dursun Doğanay Dedemizi - Ozanımızı sevgi, saygı ve muhabbetle anıyoruz... Işıklar içinde yatsın...

CEMEVİ OKULDUR

Cemevi okuldur, dede rehberdir,
Erenler orada, kelam öğrenir
Muhabbet içinde, mutlu bir yerdir
Erenler alışır kelam öğrenir

Vicdanın sözüne kulak verince
Laiklik özgürlük kutsal görünce
Ezene karşı tavır alınca
Rahmana yaklaşır, kelam öğrenir

İtibar edilmez, yalan çıkara
Olaylar çıkaran, gidilir dara
Kanunlar hak ile bulunca ara
Uygarlık paylaşır kelam öğrenir

Lokmalar ortaktır aynı herkese
Dualar okunur olmaz hadise
Uyulur nizama birlik nefese
Rızaya alışır kelam öğrenir

“Seyit Dursun” sevgi saygı olunca
Uyarlar birliğe meydan dolunca
Namazlar öğüttür, bir pay alınca
Nedenler sorulur kelam öğrenir

Seyit Dursun Doğanay


Yüreğine sağlık... Biz söyleyince etkili olamıyoruz. Gören gözler görüyor... Belediyeler Cemevlerini tanısa ne olur, tanımasa ne yazar? Bilinci kapanmış bazı dedelere, bazı kurum başkanlarına, hiç sesi çıkmayan kimi bazı Alevi yazarlarına duyurulur...

Devamını oku: Ocak, Şubat, Mart 2020’den Notlar

Kategori: Etkinlik Haber Yorum

Makedonya Gezisi Ekim 2016

Cumartesi, 04 Nisan 2020 22:12 tarihinde yayınlandı. | Ayhan AYDIN tarafından yazıldı. | Yazdır | e-Posta | Gösterim: 1307

Erenler Katarı Gezileri

Balkanlar (8-20 Eylül 2016)

Ayhan Aydın

KURBAN BAYRAMI VE BALKANLAR

Alevi - Bektaşi inancında en büyük kurban İmam Hüseyin’dir. Hz. Hüseyin hayatı boyunca ilke edindiği değerler uğruna, Kerbela’da 73 yoldaşıyla birlikte, zalimin zulmüne boyun eğmeyerek sonsuza kadar yaşama mertebesine ulaşarak ölümsüzlük şerbetini bile bile içmiştir. O inancımızda en büyük kurban, en büyük şehittir.

Ülke kan gölü… Yüzlerce şehit haberi yüreğimizi dağlıyor. Bir de Suriye olayı çıktı. Milyonlarca aç insan varken, emperyalizmin boyunduruğuna sürekledikleri ülkede, şimdiler de özellikle dindar sağcı kesim Avrupa ve Amerika’daki benzerleri gibi büyük bir lüks içinde yaşam sürme yarışında… Muhbirlikle birilerini Fetö’cu diye damgalarken, aslında onlardan zerre kadar farkları olmaksızın Türkiye’yi parselliyorlar…  Sözde bunlar dindar, bunlar kul hakkı yemeyenler… Ama bunlar şerefini kaybetmiş, nefsini hırs bürümüş en büyük insanlık düşmanları…

Hal böyleyken Alevi - Bektaşi düşüncesinde insanın “kendi nefsini kurban etmesi” en büyük erdemdir, yol erkân kuralıdır. Yoksa niyet yardımlaşmaysa, gönül almasıyla, Hakk’ı anmaysa, bir gönüle girmeyse bir kilo elma da “kurban”dır.  Dini kesim olayı sulandırmayın, diyorlar. Haklılar… İslam’da Kurban Bayramında nelerin kurban edileceği bellidir. Ama artık bu kurban olayının amacını aştığı görülmektedir;  neyin öcünü almaktır bilinmez, kurban sadece kan akıtmak, boğaz kesmek gibi bir düşünceye indirgenmemeli, ihtiyaç sahibi kişi ve kurumlara bunların bedeli verilmeli, bağışlanmalıdır.

Balkan Gezisi…

Şu anda Balkanlar’da bir ateş yanıyor…  Makedonya’da Tetova’da Harabati Baba (Sersem Ali Dedebaba) Tekkesi bir yağmayı, bir işgali yaşıyor… Burada da bir savaş veriliyor… Kimi kesimlerin, bu arada Bektaşi ileri gelenlerinin de büyük duyarsızlıkları var bu konuda…

Mart-Nisan döneminde 3 hafta çeşitli araştırma ve çekimlerde bulunduğum Makedonya- Arnavutluk gezisinin kalan bölümünü tamamlamak için Hakk nasip ederse bayram boyunca buralarda olacağım… Hedeflerimden birisi de Bosna Hersek’te, Mostar yakınlarındaki Sarı Saltuk türbesini (makamını) ziyaret edebilmek.

Bugün yola çıkıyorum, imkânlar ne elverirse artık bu bölgeye 9 günlük bir gezim olacak.

Bu vesileyle tüm dostların bayramları şimdiden kutlu olsun…

Ölümlerin, zulümleri, açlıkların, adalesizliklerin olmadığı bir dünya özlemiyle hepinizi selamlıyorum. Bu gezinin gerçekleşebilmesine fırsat vererek maddi yardımlarda bulunan bir yol ve gönül insanı Adem Dağıdır’a, Kartal Cemevi Vakfı’na, Muharrem Yılmaz’a çok teşekkür ederim. (Toplam katkı, 1900 T.L.) Görüşmek umuduyla, muhabbetle kalın… Ayhan Aydın, Facebook Sayfamdaki yazım…

Nadime Kültepe

Nadime Kültepe özünü bu yola vermiş Sivas’lı genç bir canımız. Aynı zamanda Yüksek Lisans yapan, Balkanlar’ın sevdalısı, Bektaşiliği araştırmasının yanı sıra tekkelerdeki durumları da yakından takip eden çok duyarlı Nadime Kültepe tüm imkânlarını bu işlere seferber etmek istiyor. Öyle ki Arnavutça öğreniyor, kendisini sürekli geliştiriyor. O da bu tarihte bu çalışmalar için burada oluyor. Onunla gezinin bir bölümünde birlikte oluyoruz. Çalışma sonrasında Balkanlar’da yaptığım çalışmaların ürünleri olan tüm, fotoğraf ve görüntülerin bir kopyasını çalışmalarında yararlanması için kendisine veriyorum. Paylaşım varsa, insanlık ve Alevilik de vardır.

Burada Söylemek Zorunda Hissettim…

Aynı şekilde yine sadece Bektaşilik adına, insanlık adına, benim paradan çok hizmet için çaba harcadığımı göstermek adına, kayıtlarımın bir kopyasını da Arnavutluk, Tiran Dünya Bektaşiler Birliği Merkezi’ne veriyorum. Zaman zaman bu kayıtları televizyonlara büyük paralara verdiğim, sürekli bunların oralarda gösterildiği, yazlık ve ev aldığım dedikodusunun yapıldığını duyduğum, biraz buna sinirlensem de, daha çok acı acı güldüğüm, bu kurumun bazı yöneticilerine sadece ve sadece çok acıyorum. İnsanlar kendileri nasılsa, çoğunlukla karşısındakini de öyle görürler, öyle sanırlar. Din sömürü; Alevilik adına da olsa, Bektaşilik adına olsa çok kötü bir şey. Türkiye’den, Avrupa’dan sonra şimdi görüyorum ki, toplumumuzu kemirip bitirecek bu sömürü Balkanlar’ı da sarmış.

Hayatta çok büyük darbeler yedim; çalıştığım kurumlardaki yönetici-idareci kişiler beni çoğunlukla hakir gördüler, ezdiler ve kullandılar. Bazıları da adice iftiralar attılar. Ama ben özümdeki duygulardan hiçbir şey kaybetmeden yoluma hizmet etmeye devam ettim ve ediyorum.

İster Allah’a inanın, ister inanmayın bu önemli değil. Güzel bir söz vardır, “Hakk doğrunun yanındadır” derler. Ben de buna inandım.

Alevi - Bektaşi toplumu içinde, bu işlerle uğraşanlar içinde, ekonomik durumu en kötü olan kişi sanırım benim. Çünkü gerçekten yıllardır geçinemiyorum, bu konuda büyük zorluk yaşıyorum. Bu konularda kimseden de ciddi bir destek görmedim. İyi kötü işler elimden geldiği halde aslan sosyal demokrat bir belediyenin kültür – basın/ halkla ilişkiler biriminde görev alamadım. Bu konuda Alevi ileri gelenleri, kurumları bana yardımcı olmadılar. En ufak fırsatta yine her zaman ki gibi kendilerine, kendi yakınlarına çalıştılar.

Uzun yıllardır bu yapının içinde olan birisi olarak gördüm ki, birçok kurum başkanı, dede, yazar, şu bu, bu toplumdan sürekli bir şeyler almanın, bu toplumdan yararlanmanın, onu kişisel menfaatleri için bir basamak olarak kullanmanın peşinde oldular.

Bu topluma ben, aldığımdan çok fazlasını verdim.

Vicdanım rahat…

Yolumuz Erenler Katarına, gider…

Ben de özümdeki sevgimle, hizmet aşkıyla, Kalenderi duruşumla, bir derviş, bir yazar, bir derleyici, hizmet eri olarak aldığımdan fazlasını bu topluma verdiğim için en azından onun mutluluğuyla çok rahatım.

Muhabbet ile aşk ile…

Kurban Bayramı’nda Balkanlar’da Olmak…

8-20 Eylül 2016’da bu seneki ikinci Balkan gezimi gerçekleştirdim. Temel amacım her zamanki gibi Makedonya Tetova’daki Harabati Baba Tekkesi’ni ziyaret etmek, belli bir süre orada kalıp dergâh çevresinde yaşanan Bektaşilerle söyleşiler yapmak, sorunları gözlemlemek, burayla olan ilişkilerimi daha da geliştirmekti. Ama bu seneki asıl hedefim, bir Balkan Gezisi’nde yanından geçip gittiğimiz Bosna’daki Sarı Saltuk Türbesi’ne gitmek, başka bazı kentleriyle birlikte Balkanlar’ı daha da iyi tanımaya çalışmaktı.

Kısıtlı bütçemle yola çıktım.  Bana bu gezi için yardımcı olanlar dışında, dişimden tırnağımdan arttırdığım biraz da kendi para da vardı. Ama yine de bütçem çok sınırlıydı. Her zaman ki gibi bedelini ödeyip idare etmekten başka yol yoktu. Bilim aşkıyla yanan samimi bir akademisyenden duymuştum, arabamı sattım, yüksek lisansımı daha rahat yaptım, demişti. Ben de gerçekten inandım. İnsanların hepsi, ya projelerle, ya devlet imkanıyla, ya burslarla, ya ciddi sponsor desteğiyle bu işleri yapacak değiller ya, içlerinde aşkını da, sevdasını, yaşamını da bu yolda, yani araştırma yolunda, bulanlar vardır benim gibi… (Bu arkadaş Alevi değildi, başka bir konu çalışıyordu.) Yoksa üç dört türbe gezip, bir iki çekim yaparak, bir –iki geziyle bir yörenin, bir konunun “uzmanı” olanlar yanında tüm özüyle, sevgisiyle, benliğiyle varlığıyla benimsediği işi yapanlar da olacak bu dünyada. Yoksa bu dünya gerçekten de dönmez…

Bünyem çok hassas. Yağlı- kilolu bir vücudum olsa da küçük bir soğukta üşüyorum (belki de gerçek nedeni de budur, bilmiyorum), sıcaktan etkileniyorum. Balkan havası da bana çok iyi gelmiyor doğrusu. Hele de Şar Dağları eteğindeki Harabati Baba Dergâhı’na ne zaman gelsem hastalanıyorum, hava çarpıyor. Bu sene bunun nedenini daha iyi anladım. Yola gönül vermiş, muhip bir can olan Ali Rıza Emini beni bir gün Dergâhın arkasındaki eteğinde yerleşimlerin de bulunduğu, olağanüstü manzaralı Şar Dağları’na doğru çıkarınca, buradan kayak merkezine de yol gider, deyince ben de neden eylülde kar soğunu omuzlarımda hissettiğimi şimdi daha iyi anladım. Evet, Tetova gerçekten çok yüksek dağ silsileleri arasında kalmış bir ova kenti. Nice çam ağaç kümelerinin bulunduğu yollardan giderken ve gelirden yüksek dağları görmek aslında insanda şairlik hissini de uyandırmıyor değil Tetova kenti. Bu dağların eteğindeki Harabati Baba Dergâhı da rüzgârlara açık, soğuğa açık bir yer. Alışan alışmış, hele hele de bizim dervişimiz Abdülmüttalip Bekiri gerçekten hiç üşümüyor. Ama geceleri burası soğuk, hem de çok soğuk oluyor. Ama dağların etekleri olağanüstü güzel, ağaçlık, manzarası çok çok güzel olan yerler.

Ben paranın sınırlı olması nedeniyle yine otobüsü tercih ediyorum. Sınırlarda arama taramalardan sonra nihayet Tetova’ya varıyorum. Geleceğimden haberdar Abdülmüttalip Bekiri her zamanki candanlığıyla beni karşılıyor. Çay, işler, şu bu derken hemen o saat adepte oluyorum dergâhıma ve buradaki yaşama.

Devamını oku: Makedonya Gezisi Ekim 2016

Kategori: Balkanlar (Rumeli)

Diğer Makaleler...

  1. Hasan Hüseyin Yalvaç'la Uzun Soluklu Bir Söyleşi...
  2. HASAN HÜSEYİN YALVAÇ’A SORULAR…
  3. Kutluay Erdoğan ve Durmuş Günel'le Muharrem Sohbetleri, 1999
  4. CAFER DÜZGÜNOĞLU DEDE'YLE SÖYLEŞİ
  5. Belediyeler ve Cemevleri
  6. Ayhan Aydın’dan Aralık Bülteni, 2019
  7. Dedelerden Gelen Toplu Yanıtlar, 1998 (18. Bölüm)
  8. Dedelerden Gelen Toplu Yanıtlar, 1998 (16. Bölüm)
  9. Dedelerden Gelen Toplu Yanıtlar, 1998 (11. Bölüm)
  10. Dedelerden Gelen Toplu Yanıtlar, 1998 (10. Bölüm)

Sayfa 38 / 91

BaşlangıçÖnceki33343536373839404142SonrakiSon

Ayhan AYDIN İnternet Sitesi  erenler@ayhanaydin.info E POSTA

İLKEZGİ SANATEVİ SİTE VE TEMA TASARIMI MUSTAFA KARAÇİFTCİ 0542 559 11 80.