• Ana Sayfa
  • Ayhan Aydın
    • Özgeçmiş
    • KENDİMLE İLGİLİ KISA BİR DEĞERLENDİRME
    • Ayhan Aydın Arşiv Listesi
    • ŞAHKULU SULTAN DERGAHI GÖRSEL ARŞİVİ
    • Hakkındaki Yazılar
    • Hakkındaki Şiirler
    • Hakkındaki Haberler
  • Şiran
  • Söyleşiler
    • Dedeler
    • Babalar
      • BABAGAN (BALIM SULTAN ERKANI) KOLU
      • ÇELEBİLER KOLU
      • SULTAN SÜCEATTİN VELİ OCAĞI (DERGAHI) KOLU
      • ALİ KOÇ KOLU
    • Ozanlar
    • Yazarlar
    • Aydınlar Gazeteciler
    • Bilim İnsanları (Akademisyenler)
    • Kanaat Önderleri
    • Kurum Temsilcileri
    • Sanatçılar
    • Hocalar Mürebiler
    • İzzettin Doğan
  • Gezi Notları
    • Anadolu
    • Avrupa
      • Batı Avrupa Gezi Notları
    • İran
    • Suriye
    • IRAK
  • Yazılar
    • Basındaki Yazılar
    • Denemelerim
    • Etkinlik Haber Yorum
    • Cem Vakfı Yazıları
    • Kitapların Dünyası
    • Şiir Denemelerim
  • Kültür Sanat
    • Kültür Dünyası Söyleşileri
    • KÜLTÜR SANAT YAZILARI
  • Ahmet Hezarfen
    • Ayhan Aydın Kitap Yazıları
    • Osmanlı Arşivinde Aleviler Bektaşiler
    • Diğer Çeviri Belgeleri
    • Yazıları- Anıları - Görüşleri
    • Ahmet Hezarfen'le İlgili Yazılar
    • Ahmet Hezarfen Balkanlar(Rumeli)
    • Dergahlar Türbeler
      • Balkanlar Rumeli
        • Bulgaristan
          • Otman Baba
          • Demir Baba
          • Akyazılı Sultan
          • Ali Koç Baba
          • Elmalı Baba
          • Hüseyin Baba
          • Dallı Ali Baba Türbesi
          • Yunus Abdal
          • Saçlı Koçlu Babalar
          • Alan Mahallede Ali Baba Türbesi
        • Makedonya
          • Sersem Ali (Harabali) Baba
          • Sarı Saltuk
          • Hıdır Baba
          • Cafer Baba
          • Üsküp Halveti Tekkesi
        • Yunanistan
          • Seyyid Ali (Kızıldeli) Sultan
          • Ece (İce) Sultan
          • Nefes Baba
          • Atatürkün Evi Selanik
      • İran
      • Suriye
      • Diğerleri
      • Anadolu
        • Hacı Bektaş
        • Sultan Sucaettin Veli
        • Abdal Musa
        • Kolu Açık Acim Sultan
        • Seyyit Garip Musa
        • Haydar Sultan
        • Diğer
      • İstanbul
        • Şahkulu Sultan
        • Kurucu Ahmet Sultan
        • Garip Dede Türbesi
        • Erikli Baba Türbesi
        • Nafi Baba (Şehitlik)
        • Karaağaç
        • Karyağdı
        • Duvar Baba
    • Semahlarımız
      • Rumeli Semahları
      • Anadolu Semahları
      • Sultan Sucaettin Veli Ocağı-Dergahı Semahları
    • Atatürk Fotoğrafları
    • Etkinlik Fotoğrafları
      • Türkiye
      • Balkanlar
      • Avrupa
      • Diğer
    • İnanç Önderleri
      • Dedeler
        • Fetfi Erdoğan Dede
        • Aşık Ali Metin Dede
        • Hüsamettin Aydın (Seyyid)
        • Nevzat Demirtaş
        • Musa Küçük
        • Veli Akkol
        • Hüseyin Orhan
        • Celal Arslan
        • Dedeler Diğerleri
      • Babalar
        • Hakkı Saygı
        • Abidin Harman
        • Mehmet Şilli
        • Reşat Bardi Dedebaba
        • Babalar Diğerleri
      • Zakirler
      • Çelebiler
      • Dervişler
    • Cemlerimiz
    • Yazarlar
      • Abidin Özgünay
      • Baki Öz
      • Cahit Tanyol
      • Mehmet Yaman Dede
      • Mehmet Yardımcı
      • Refik Engin
      • Şevki Koca
      • Ahmet Hezarfen
      • Yazarlar Diğer
    • Ozanlar
      • Adil Ali Atalay (Vaktidolu)
      • Ahmet Akar
      • Ali Ekber Çiçek
      • Aşık Durmuş Günel
      • Aşık Veysel
      • Hüseyin Çırakman
      • Hasan Papur
      • Hüseyin Yorulmaz (Seyfili)
      • Aşık İhsani
      • Mahzuni Şerif
      • Muharrem Yazıcıoğlu
      • Murtaza Şirin
      • Müslüm Sümbül
      • Telli Suna Gölpek
      • Ozanlar Diğerleri
      • Ozanlarla İlgili Simgeler
    • Gümüşhane-Şiran (Kırıntı-Yeniköy
      • Yeniköy (2010) Sayı Sayma Oyunu
      • Yeniköy Kış - Güssün Aydın Cenaze 2000
      • Kırıntı Yeniköy Düğün 2003
      • Kırıntı Yeniköy
    • Ayhan Aydın
      • Hısım Akrabalarım-Arkadaşlarım
      • Cem Tv Proğramlarım
      • Ayhan Aydın Resimleri
      • Ayhan Aydın'ın İstanbulu
      • Ayhan Aydının Manzaraları Şehirleri
  • Önemsediklerim
  • Konuk Yazarlar
  • Site Haritası
  • Balkanlar (Rumeli)

Bizlere Abdullah Öcalan'ı Dayatanlara...

Cuma, 18 Eylül 2026 06:59 tarihinde yayınlandı. | Ayhan AYDIN tarafından yazıldı. | Yazdır | e-Posta | Gösterim: 117
Bizlere Abdullah Öcalan'ı Dayatanlara...
 
Sözde "süreç"te Apo açıklama üstüne açıklama yapıyor...
Her seferinde sözde dahiyane görüşlerini ortaya saçıyor...
Kişiliğini, şuurunu kaybedenler ise sorgulamadan, düşünmeden hemen onun avukatlığına soyunuyorlar...
Apo'nun nasıl bir katil, nasıl bir NATO - ABD. uşağı, nasıl bir mervan olduğunu biz çok iyi biliyoruz.
Şimdi de "barış" adı altında Kürt oylarının ve Kürt varlığının bir kısmını AKP- MHP Tek Adam Zorba Rejiminin - İktidarı'nın devamını sağlama adına, kendisine devlet eliyle bir villa yaptırma ve adam yerine konulma karşılığı, bugünkü iktidarın ömrünü uzatmak adına çalıştığını, bugünkü iktidarın nasıl bir piyonu olduğunu bizler çok iyi görüyoruz.
Şimdi de; toplumsal bir dayanak bulamayınca tarihler boyunca bazı kesimlerin, devletin, işlerine gelince bazı güç odaklarının, saf gördükleri, güçsüz, sahipsiz gördükleri, "birliğin, beraberliğin, hoşgörünün sigortaları" dedikleri Alevi toplumuna çullandılar.
Bazı konularda aciz kalan, kendilerini güçsüz gören cumhuriyetçiler bir zamanlar bunu yapıyorlardı; "Türkiye'de laikliğin, cumhuriyet'in sigortaları Alevilerdir" diyorlardı. Bu ülkede sadece Aleviler mi yaşıyor? Hem bedel ödeyen, hem hakları verilmeyen, hem de adice sözde sırtları sıvazlanan bu ülkenin gerçek madurları Aleviler...
Şimdi de aynısını Apo'nun, Tayyip Erdoğan- Devlet Bahçeli'nin ipine sarılıp kendilerini bu toplum üzeinden var ermek, aklamak isteyen Kürtçüler yapıyorlar...
Asılan ben, kesilen ben, sürülen ben, "anasıyla yatan pis Kızılbaş" denilen ben, inancı, kültürü, öğretisi tarihler boyunca yok edilmek istenen ben...
Eeee?
Devletin kolluk güçleriyle terörist PKK militanları ve onların katilbaşı Apo'nun, içeriğini hala bilmediğimiz çalışmalarının, görüşmelerinin yaması yapılmak, yandan destekçisi yapılmak istenen yine ben...
Her seferinde sigorta yapılıp ateşlere, alevlere verilip, Sivas illerinde yakılan ben...
Sazı kırılıp ozanları ve ozanların heykelleri bile parçalanan ben, Maraş'ta anamın karnında şişlenen ben, Çorum'da ekmek fırınında diri diri yakılan ben, evleri işaretlenen ben, ötekileştirilen, bu topraklarda kimliğini gizleyen ben, boynu bükük gezen ben...
Bunu görmek istemeyen tarihler boyunca Alevi toplumunun gördüğü en ucuz adamlar olan, sözde bugünkü bazı kurum başkanları ve onların şakşakçıları.
Siz bu inancı, bu öğretiyi, bu kültürü, bin yıllık bu ulu yürüyüşü, ozanların - erenlerin- bilgelerin bedeller ödeyip bugünlere getirdikleri bu yolu çok mu sahipsiz sandınız?
Bazı gerçekleri söylemeye çalışan bizleri tetikçilerinizle susturabileceğinizi mi sandınız?
Şimdi de emperyalist güçler, katilbaşı Apo'yu bize ulema olarak dayatıyorlar...
Başımıza tarihçi kesilen Apo güya adam yerine konulmanın rahatlığıyla bizlere dersler, akıllar veriyor.
Kanlı ellerinizi artık Aleviler üzerinden çekin.
Bu topraklarda bin yıldır var olma mücadelesi veren barış insanları, hoşgörü timsali Alevilerin yeryüzünde hiç kimseden barış, tarih, inanç, vicdan dersi almaya ihtiyaçları yoktur...
Bizler tarihler boyunca ve şimdi de; insanlığın yüce değerleriyle yoğrulmuş; eşitlikten, kardeşlikten, özgürlüklerden, demokrasiden, laiklikten yana hakça üretip, hakça pay edilen bir dünyadan yanayız.
Biz Aleviler; bin yıldır barış merkezleri olan, ilim, fazilet, irfan yurtları olan ocaklarda, tekkelerde, dergahlarda hakça üretip, hakça pay ettik... Bizler; 72 milleti bir nazarda gördük; Türk - Kürt- Arnavut- Rum - Ermeni ayırmadık, darı didar olduk, güvencin kanadında gelen saflığıyla gerçek pirler einde yunduk, yıkandık...
Ozanların nefesleriyle arındık...
Bizlerin ellerine hiç kan bulaşmadı...
O yüzden Kerbela'da İmam Hüseyin, Hallac-ı Mansur, Seyyid Nesimi, Bedreddin, ozanlar piri Pirim Pir Sultanlar gibi nice erenlerle bedeller ödedik...
Ser verdik sır vermedik, yolumuzdan asla dönmedik...
Aleviler bu topraklarda tarihler boyunca çok büyük katliamlara uğradılar, çok büyük hainlikler gördüler, egemen güçlerin oyunlarıyla çok darmadağın edildiler.
Uluslararası güçlerin sadece kendi çıkarları için tüm dünyada din, inanç, mezhep, ırk, sosyal yapı gibi farklardan savaşlar çıkarıp milyonların kanını akıttığı gerçeğini sürekli yaşayarak ezberlemek zorunda mıyız?
Ortadoğu'yu paramparça eden yağmacı güçlerin emrindeki, Suriye'de İŞİT lideri Coloni eliyle kanlı çeteler binlerce Alevi'yi daha yeni katletmedi mi?
Bizim Mazlum Abdi'miz, deyip katilbaşı Apo gibi kahramanlaştırdığınız ucuz adam, ABD. oyunuyla yine bir başka katilbaşı Coloni'ye satılmadı mı, onunla masaya oturmadı mı?
Barış adı altında sonra büyük bir oyunda kendinizi kurtarırken, mazlum Alevileri kurban vermeyesiniz, kanlı planlarınıza bizi alet etmeyesiniz?
Mevcutlarını gördüklerimiz gibi, DEM'in bugünkü ortamın karanlık dehlizlerinden yararlanıp milletvekilliği vaadiyle yanına çektikleri,
Apo'nun sıçtığı bokta mavi boncuk arayanlar,
Bir zamanlar "faşist katil" derken şimdi, "büyük devlet adamı" deyip Devlet Bahçeli'yi kurtarıcı önder görenler,
Alın Apo'nuzu, alın Bahçeli'nizi, alın içerini kimsenin bilmediği sözde sürecinizi tepe tepe kullanın...
Ama bu pisliklere, bu düzenbazlıklarınıza bizi bulaştırmayın, uluslararası büyük güçlerin Büyük Ortadoğu Projeleri'ne bizleri alet etmeyin.
Sonra telefisi mümkün olmayan girdaplara Alevi toplumunu sürükleyip, bizi yeni karanlık kanlı vadiye sokmayın...
Devletin, Kanlı PKK'nın paralı maşaları olmayın...
Bugünün Hızır Paşa'ları olmayın...
Yeter, yeter, yeter...
Bıkıp usandık sizin gibi hokkabazlardan.
Bi def'olup gidin başımızdan.
Muhabbet ehline aşk ile...
 
Ayhan Aydın
17 Eylül 2026
Kategori: Etkinlik Haber Yorum

Hasan Hüseyin Yalvaç Ağabey'in Aziz Hatırasına...

Cuma, 18 Eylül 2026 06:55 tarihinde yayınlandı. | Ayhan AYDIN tarafından yazıldı. | Yazdır | e-Posta | Gösterim: 10

Şair- Yazar-Yayıncı

Hasan Hüseyin Yalvaç Ağabey'in Aziz Hatırasına...

 

Hep böyle mi olacak bu

Hep böyle mi gidecek bu gidiş

Hep böyle sonu bir çaresizlik,

Sesi bir yetim ağıtı,

Öfkesi dinmemiş bir yaşam kavgasında

Bozkırda bir kesat harman döveninde

Dost beklenen bir kapı aralığında mı

Kalacak bu kederli gözler?

Sevgi deren eller

Hep havada asılı mı kalacak

Öykülerimiz hep yarım

Türkülerimiz hep gözyaşıyla ıslanmış

Soğuk gecede titreyen bir dal parçası gibi mi olacak

Çaresizlikten yalın ayaklarımız?

Hep böyle özlemle mi bitecek ayrılıklar,

Uzaklarda kalan hasret dolu puslu anılar,

Sızısı hiç bitmeyen yitik kavim gardaşlar

Ya dert ortağım sigaramın dumanı

Sılada gayri tütmez bacalara inat

Kahvelerden çınarlara hep böyle yükselecek?

Bekar odaları

Fakirlik sallanır pencereden, çamaşır iplerinden

Yarılmış elleriyle harç taşır

Ömür törpüsü gibi

Duvar ören yaşam ustalarına

Dağ başında çoban olmak mı

Amele pazarında açlıktan yutkunmak mı

Daha zordur

Sorar zaman zaman bunu da kendi kendine

Deniz kenarında mutlu insanları izlerken uzaktan

Poyrazın vurduğu göhsünde acı bir sızıyla

O kervanının yolları kesilmiş yağız delikanlı

İstanbul

Seni neye vermeli

Seni neyle satın alıp da dört kıtaya salmalı

Göz ağrım, kaderim, dert ortağım, Çingene alazım

Mengene oldun çok sıktın beni,

Kaldırımlarında pek yordun, pek üzdün beni

Beni al dedim almadın, sal dedim salmadın

Efsunlu şehir, karanlık kuytularında

Çok oyunlar oynanan namussuz bezirganlar şehri

Sevdim seni

Ama hiç benzetemedin beni kendi düzenine

Geçiremedin beni

Kendi düzenin kanlı çarklarına,

Nüfus cüzdanına bile

Dost dedik

Abi bildik

Yarenlerle dertleştik

Gözyaşı döktük

Böyle mi çağlamalı

Böyle mi yanmalı

Anadolu'nun, Rumeli'nin öksüz, bağrı delik

Mechul askerlerine bakanlar

Çanakkale kahramanlarını ananlar

Böyle mi içlenmeli

Böyle mi sövmeli ağız dolusu

Ülkeyi satıp, vatan toprağında

Derebeylik, saltanat kuran

Kapitalist ağa babalarına?

Söyleyen diller, bir an gelir söylemez olur

Kınalı kuzuların ardından meleyen anaların Yürekli hep efkarlı olur

Sarmaş dolaştır tüm doğayla, çiçekle, börtü böcekle

Evrenin tüm gümbürtüsünden habersizmiş gibi Çalışmaya devam eden Karıncalar

Her çiçeğin değerini en iyi bilen doğa mucizesi Arılar

Şarkılarını mutlulukla söyler dururlar

Göğe bile bakmadan

Ne kadar silah yaparlarsa yapsınlar

Çocukların masum bakışlarında

İnadına sevda, inadına aşkla büyür

Bir bakışı dünyalara bedel Ak barış güvercinleri

İnadına gayrettir bizi yarınlara çıkaracak

Tüm dünya da ve de

Bu erenlerin, şehitlerin, ozanların yurdundaki

Umut

Umut

Şiirle, öyküyle, anılarla, bilgelerle sulandıktan,

Çevremiz

Yar bildiğimiz

Yalansız dostlarla dolu olduktan sonra

Bizim hiç kurumayacak

Hep yemyeşil kalacaktır tarlamız

Yüreğimize gömdük seni

Bağrımıza bastık

Memleket sızısı gibidir, içimizdedir acın

Barış Türküsü gibi yol gösterir

Alnında parlayan dürüstlük nişanı

Sen bir Zöhre Yıldızı

Pusulamızsın sen

Sen değerlerin değerini bilensin

Ekmeğimizde, aşımızda, sohbetimizde

En güzel aşklarımızda

Söylenmemiş en güzel Pir Sultan deyişlerinde

Devrim marşlarımızda

Hep bizlerle var olacaksın Sen

Sen de yaşayacaksın

Aristo'larla, Homeros'larla, Mustafa Kemal'lerle, Fikret Otyam'larla, Uğur Mumcu'larla, Enver Gökçe'lerle

Bu topraklarda sonsuza değin

Senin de adın anılacak şairler, yayıncılar,

En dürüst insanlar arasında

İnsan olma ve insan kalabilme okulu

Hasan Hüseyin Yalvaç

Ağabey

Seni çok sevdik ve çok seviyoruz

Bunu hiç unutma

Hiç yalnız değilsin

Hep bizlerlesin...

 

Ayhan Aydın

24 Ağustos 2026

 

Kategori: Şiir Denemelerim

BİZİ APO'Y, PKK.'YA YEM ETMEK İSTEYENLER

Pazar, 30 Ağustos 2026 12:07 tarihinde yayınlandı. | Ayhan AYDIN tarafından yazıldı. | Yazdır | e-Posta | Gösterim: 67
Bu karektersizleri bize kahraman diye yutturanlar...
Üç kuruşun ve rahat bir koltuğun, makamın sevdalısısınız...
Gerekirse her kucağa oturursunuz.
Ama çok sevinmeyin ne insanlık biter, ne de insanlık için canını verecek gerçek devrimci yiğitler susar...
NATO - ABD emperyalizminin kulu olabilirsiniz ama tetikçileriniz ve paralı şakşakçılarınızın size bir faydası olmaz...
Yalanlarınızla dünyanın bir ucuna gidebilirsiniz ama geri dönemezsin.
Aciz birer zavallısınız...
Ne de çabuk şımarıyorsunuz...
Eli kanlı PKK - katilbaşı APO...
Şimdi varınız yoğunuz bunlar...
Bir de Apti'niz var...
Belki de katilbaşı Coloni'yi de "değerli bir devlet adamı" diye selamlayacaksınız.
Çünkü öyle bir yapınız var.
Bu yurtta yaşıyorsunuz ama Atatürk'ü, ulusal Kurtuluş Savaşı'nı, cumhuriyetin temel değerlerini anamıyorsunuz.
Bugünkü karanlık rejimin zorbalıkla, vicdansızlıkla, hukuksuzlukla zindana doldurduğubu ülkenin cumhuriyetçi - devrimci insanlarını, aydınlarını bir kez anmazsınız...
Tümünüz bir emir almış gibi PKK. - DEM'in sözcülüğünü yapıyorsunuz.
Ama Alevi kurum başkanıyım, diyorsunuz... Şakşakçılarınızla bizim adımıza ötüyorsunuz...
Bizim adımıza kararlar alıyorsunuz...
Meydan bomboş, diyorsunuz...
Cumhuriyet düşmanı Tayyip Erdoğan'a, bir zamanlar faşist, şimdi büyük devlet adamı dediğiniz Devlet'e, Devlet Bahçeli"ye güveniyorsunuz herhalde...
Ama bu toplum size iyi bir ders verebilir...
Bu günler gelip geçer...
Tetikçileriniz de bir yerlere gider...
Onursuz duruşunuzla bir gün halkın sağdusuyla iyice yargılanırsınız elbette...
Bir gün o karanlık dünyanızdan, rüyalarınızdan sizi uyandıranlar olur...
Ulu ocaklarımızı, dergahlarımızı, Alevi kurumlarını kullanmayı bırakın, def olup gidin hangi partide siyaset yapacaksanız orada yapın...
Gidin Apo'nuzla, Abdi'nle, Devlet Bahçeli'nizle birlikte olup çizginizin rengine boyanın.
Karanlık renklerinizle Aleviliği, Alevi kurumlarını kirletmeyi bırakın artık...
 
Yeter oldunuz...
 
Muhabbet ehline...
 
Ayhan Aydın
30 Ağustos 2026
Kategori: Etkinlik Haber Yorum

Alevi Nefreti

Pazar, 30 Ağustos 2026 12:05 tarihinde yayınlandı. | Ayhan AYDIN tarafından yazıldı. | Yazdır | e-Posta | Gösterim: 65
Alevi Nefreti...
 
Tarihler boyunca Kızılbaş - Alevi - Bektaşi toplumu büyük zulümlere, katliamlara, sürgünlere, hakaretlere uğramıştır.
Egemen güçler kendilerini besleyen, var eden, kendi emirlerine aldıkları dini yapıları her zaman iktidarlarını sürdürmek için kullanmışlardır.
Kendi egemenlik anlayışı dışında kalan dinler, inançlar, kültürler her zaman büyük baskı altına alınmış, bu farklı inanç ve kültür mensupları ise, her türlü yol ve yöntem kullanılarak, çoğunlukla zorbalıkla, ceberrut yöntemlerle kendi benimsedikleri ve siyasallaştırdıkları, emirlerine alıp yönetimlerinin bir payandası haline getirdikleri resmi din ve inanç sistemine dönüştürmek istemişlerdir.
Onların inancında buna göre; "Tanrı buyruğu gerçek din, mezhep ve inanç" kendi benimsedikleri dini yapılar, diğerleri de "din dışı, gerçek olmayan, gerçekten sapmış mülhit ve zındık olmuş", "putperet kalıntılar" dır.
İşte Emeviler'den Selçuklulara, Osmanlılara hatta Cumhuriyet Türkiye'sinde Sağcı iktidarların emrindeki Diyanet Ve Tarikatlar aracılığıyla aynı hastalıklı ruh devam etmiştir.
Buna göre Sünnilik o da Emevi - İslam anlayışındaki Vahabi düşüncesi yani "Ulu'l Emre İtaat Tanrı Emridir" diyen yani tam da egemenlerin istedikleri "yöneticilerin buyruğuna koşulsuz uymak Allah ve İslam emridir", anlayışı bu topraklara yerleştirilmek istenmiştir.
Osmanlı Devlet yönetim bürokrasisinde Kızılbaş düşmanlığı devlet politikası olarak kabul edilmiştir.
Bu yapı tarihler boyunca dini müesseleri de kullanılarak topluma yerleştirilmeye çalışılmıştır.
Kızılbaşlar, Aleviler, Bektaşiler, devlet bürokrasisi ve onun emrindeki dini kurumların ve onların etkisi altındaki toplumsal yapı tarafından, "kendileri dışında, ehil olmayan, İslam olmayan, gerçek din sistemlerine uymayan, sürekli sorun çıkaran, öteki olan, eksik olan" bir kitle olarak nitelendirildi.
Cumhuriyet dönemindeki kimi yazarlar, aydınlar ve siyasiler de bu önyargılardan kurtulamadılar.
Türkiye'deki siyasiler her zaman toplumdaki inanç farklılıklarını kullanıp zaman zaman Alevi nefretini desteklerken, zaman zaman da sadece Alevilerin oylarını almak için hamaset nutuklarıyla bu toplumun hoşuna gidecek sözler söylemişlerdir.
Çorum, Maraş, Sivas toplu kıyımları bir ölçüde Türkiye'de yükselen devrimci muhafeleti sindirmek için NATO- ABD. ve Batı Emperyalizmi tarafında; Rusya'nın Türkiye'deki etkisini kırmak, Türkiye'yi daha fazla kendi sistemlerine entegre etmek için kullanılsa da da burada da devletin göz yummasıyla bir Kızılbaş- Alevi kırımı yapılmıştır.
Bugün bazı tetikçi kalemlerin Alevi nefreti söylemleri kesinlikle sıradan, anlık konuşmalar, yazılardan ibaret değildir.
Burada tarihler boyunca hiç bitmeyen bir kin, bir nefret, bir bilinçli yok etme yönetim zihniyeti vardır.
Bugünkü karanlık AKP. tek adam yönetiminin temelinde Emevi - İslam anlayışında bir ümmetçi toplum yaratma siyasetin emrinde Siyasi bir İslam birliği "İslam Ümmeti Kurma" hedefi yatmaktadır.
Zaman zaman "Siyasal Alevilik" söyleminin ortaya sürülmesi bir plan dahilinde yapılmaktadır.
El - Kaide, Hamas, İŞİD çetelerine bile kapı açan AKP. karanlık rejiminin bir oyununu olan bu anlayışta; düşman bir kitle görüp asimile etmek için her türlü yol ve yöntemi kullandıkları Alevileri, "Siyasi Aleviler- Haşhaşinler'ler" vb. sözlerle hedef haline getirme zihniyeti vardır.
Halbuki "Siyasi İslam"ı var eden, yaşatan ve de en çok kullanan kesim Muaviye'den bu yana kendi ideolojileridir.
Bugün Siyasal İslamcı çizgide hareket eden mevcut iktidardakiler kendi karanlık rejimlerinin oyunlarını örtmek için Aleviler'i hedef alıp, hedef gösterip kasıtlı ve düşmanca bir anlayışla "Siyasal Alevilik" kavramını ortaya attılar.
Nihayetinde Suriye'de "Nusayri Alevisi Katil, Sünni Soykırımcısı dedikleri bahane ettikleri Eset Rejimine karşı zamanla Türkiye'dekileti de içine katarak bir cihatçı anlayışla, "Siyasi Alevilik" kavramı türetüldi.
"Siyasal Alevilik" kavramı devletin karanlık güç odaklarınca ortaya atılmış, bu konuda Türkiye'de binlerce yazı ve videolarla korkunç Alevi düşmanlığını içeren yazı ve videolar yayınlamıştır.
Çok net söylüyorum; o dönemde 5- 6 namuslu gazeteci dışında bu kalkışmaya hemen hiçbir Alevi kurumu, Alevi yazarı, Akevi dedesi tepki göstermemiştir.
Suriye'deki Alevi Katliamlarına ise yine ciddi bir tepki gösterilmemiş, bir kaç yüz kişinin katıldığı gösteriler dışında o dönemde mübarek Alevilerin sesleri solukları kesilmişti.
Tarih affetmez, o güne dönerseniz Türkiye'de ve Avrupa'daki yürekli Alevilerin, Köln, Berlin gibi şehirlerde daha kitlesel, diğer şehirlerde birer avuç insanla yürüyüşler yaptıklarını görürsünüz.
Değerli dostlar; bugün PKK.'ya af getirirken, mazlum insanları zindanlarda tutan kafalardan gerçek bir barış beklenemeyeği gibi, devlet desteğiyle DEM'in Alevi toplumuna dayadığı aktörlerle de bu topluma barış gelmez.
Suriye'de eli kanlı, Alevilere zulmeden katilbaşı Coloni'nin şimdi koluna giren, ona danışman olan sözde özgürlük savaşcısı satılmış Abdi, aynen katilbaşı Abdullah Öcalan gibi bu toplumun da, Alevilerin de kurtarıcısı olamaz...
Şuurunu kaybedip, bu sene Hacı Bektaş'ta siyasi bir oyun sergileyip sözde Alevi kurum temsilcisi olan yapılarca planlanıp uygulandığı şekliyle DEM eşbaşkanı Hatimoğlu'na; "Aleviler bu sürecin tam merkezinde olmak zorundadırlar" gibi hadsiz bir konuşma yaptırdılar.
Aleviler bin yıldır bu topraklarda en büyük zulmü yaşamalarına rağmen hiç bir zaman hoşgörüden vaz geçmemiş mazlum bir toplumdur.
Barışı her zaman savunan bu barış insanlarının kimseden bu konularda ders almaya ihtiyaçları yoktur.
Devletin kolluk güçleriyle elleri kanlı PKK arasında PKK ve Abdullah Öcalan denen katilbaşını kurtarma projesine Alevileri alet etmeyin.
Bu toplum artık devletin de, gerici tarikatların da, terör örgütlerinin zulmünden de çok bıktılar.
Kendi siyasi ikballeri için Aleviliği kullanıp PKK- Abdullah Öcalan- AKP / MHP karanlık rejiminin NATO / ABD emperyalizminin son oyunları içinde Alevileri kurban vermek isteyen namussuz, karektersiz insanlar; artık Aleviler'in sırtından inin...
İBB. - DEM'in desteğiyle beslenen bu oyunlara alet olan sözde akademisyen, yayıncı, yazar, dede artıkları...
AKP.'nin şu anda Alevileri asimile etmek için kullandığı yol ve yöntemlerin aynısını sizler de uygulıyorsunuz.
Bu yolu çok sahipsiz, kendinizi bizim adımıza kararlar alacak kadar çok kudretli varlıklar olarak görüyorsunuz anlaşılan.
Siz ucuz politikalara satılmışlar; bir zamanlar ip atıp "Apo'yu asacağız" diyen, sonra yine aynı Katilbaşı Apo'ya "kurucu önder" diyen Devlet Bahçeli'den kuvvet almayasınız sonra.
Bir zamanlar katil dediğiniz Devlet Bahçeli'ye şimdi "büyük devlet adamı" diyen sözde "Kürt önderi" denilen ucuz politikacılar emperyalizmin bir oyunu olarak Alevileri hedefinize almış olmayasınız.
Suriye'de binlerce Alevi katledildi uluslararası emperyalist güç odakları kıllarını kıpırtdatmadılar.
İran'da karanlık bir zorba rejim binlerce insanı idam etti fazla sesiniz çıkmadı.
Şimdi ise; çıkarları için savaşlar çıkarıp milyonlarca masum / mazlum insanın canına kıyan savaşlar çıkaran batı emperyalizminin yeni oyunlarının sizler maşası olmayasınız...
Uluslararası güç odaklarının kontrolünde yürüyen Büyük Ortadoğu Projesi'nin bir parçası da siz olmayasınız.
Eyvallah yeryüzünde tek bir insanın burnu bile kanamasın ama sizler, Büyük İsrail, Ortadoğu'da bir Özerk Kürdistan için kollarını sıvayıp ağızlarından salya, ellerinden kan akanların yanında yer almayasınız...
İran'ın parçalanmasına yardımcı olmayasınız.
Evet anlayacağınız artık bizden uzak durun...
Aleviler'in canı bugüne kadar çok yandı...
Bu toplum çok oyunlar gördü, Ali bildikleri Mervanlar'ın, İdris- i Bitlisi'ler Yavuz Sultan Selim birlikteliklerinde en büyü bedeli bu toplum ödedi.
Şimdi de Alevilikle bir ilgileri olmadan çıkar için bu kurumları ele geçirenlerle işbirliği içinde bize ölümcül darbeler vuracak tertiplerin içinde olmayın.
Sizin gibi pisliklerden bu toplum kurtulmazsa Devlet destekli Alevi Nefretiyle mücadele edemeyiz.
Selam ve sevgilerimle...
 
Ayhan Aydın
29 Ağustos 2026
 
Kategori: Etkinlik Haber Yorum

UĞUR MUMCU ÖLÜMSÜZDÜR...

Pazar, 23 Ağustos 2026 23:29 tarihinde yayınlandı. | Ayhan AYDIN tarafından yazıldı. | Yazdır | e-Posta | Gösterim: 129

Cumhuriyetimizin devrimci, yiğit gazetecisi Uğur Mumcu (22 Ağustos 1942- 24 Ocak 1993) iyi ki doğmuşsun...

Kaleminin gür sesi, bilginin gücü, cesaretin her zaman önümüzü aydınlatmaya devam ediyor...

 

UĞUR MUMCU ÖLÜMSÜZDÜR...

 

Bir bombalı saldırı sonucu alçakça katledilen, yaşamdan koparılan Türk toplumunun büyük değeri, çağları aşan gazetecisi, örnek aydını Uğur Mumcu ölümsüzdür...

O; fikirleri, değerleri, kitapları, ilkeleriyle devrimci cumhuriyet ideallerini yaşatan milyonların kalbinde yaşıyor, sonsuza kadar da yaşayacaktır...

Bu barış, bu dostluk, bu laiklik, bu çağdaşlık, bu demokrasi bayrağı hiçbir zaman yere düşmeyecektir...

Bunu hiçbir güç başaramayacaktır...

Çok ama çok sevdiğim çok değerli büyüğüm Uğur Mumcu,

Bugün Türkiye; cumhuriyet ve demokrasi düşmanlarının, laikliğe kast edenlerin, eğitimi din devleti kurallarına göre şekillendirenlerin yönettiği bir ülke oldu...

Türk yurdunun birliğini, toplumsal bütünlüğünü, dinamizmini dinamitlemek isteyen emperyalist güçlerin ülkemiz üzerindeki oyunları hiç bitmedi.

Anadolu'muzun güzel Türkiye'mizin en büyük zenginliği olan kültürel, sosyal, inanç ve köken farklarını hümanist, evrensel değerlerimiz olarak görenleri yok eden, ülkeyi ırki köken, din, mezhep, tarikatlar aracılığıyla parçalayıp birbirine düşürme oyunları hiç bitmeden devam etti.

 

Sevgili Uğur Mumcu;

Bizleri aydınlatan kaleminle senin yıllar yılı bıkıp usanmadan, korkmadan yazdığın gibi;

Bu ülkede tüm sağcı iktidarlar, "Milli Değerler" adı altında bu halkın kendi öz değerlerini var edip, yaşatmak yerine, "din" adına, tüm dini değerleri kirli siyasetlerine alet edip, kapitalist sistemi kökleştirmek için, kendi gerici, baskıcı, tektipçi, kafa yapısına göre tasarladığı dinbazlıkla bu ülkeyi sürekli geri götürmüşlerdir.

Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk ve cumhuriyet aydınlarının başlattığı şekliyle; yüz yıllık cumhuriyetimiz, her daim bilimin- sanatın- eğitimin olduğu çağdaş medeniyetler birliğine yönelmişken bugünkü iktidar Türkiye'nin yönünü aldığı yıkıcı kararlarla Doğu'ya, Afrika'ya, Ortadoğu'ya hatta Uzakdoğu'ya çevirtmiştir.

 

Çok sevgili Uğur Mumcu;

Bugün de Emperyalizmin yani NATO - ABD- AB.'nin, Ortadoğu'da "Büyük Ortadoğu Projesi"nin eş başkanlığını yapanların Türkiye'nin 50 yılını çalıp ülkeyi yarı sömürge durumuna düşüren, çoğu ülkenin yasalarında olduğu gibi, uluslararası terör örgütü kanlı PKK. ile bu ülkenin yöneticileri masaya oturuldu.

Katil başı Apo bugünkü iktidar tarafından bu ülkeye bir umut olarak dayatıldı.

Önceleri bizler de demokrasi sevdalıları olarak bağımsız bir siyasi parti olarak hoşgördüğümüz DEM'in gerçekten PKK'nın, katilbaşı Apo'nun emrinde olduğunu gördük.

Ey çok sevgili Uğur Mumcu;

İşte tüm bu karanlık tertiplerle bugün "Gazi" denilen meclisimiz, cumhuriyet tarihinin en yıkıcı barbar kalkışmasını yöneten katilbaşı Abdullah Öcalan'a koşulsuz olarak, "kurucu önder" diyor, ona paye veriyor...

Yeryüzünde böyle ilkelerine hainlik yapan bir başka meclis var mıdır bilemiyorum?

 

Ey sevgili Ugur Mumcu;

Senin de Cumhuriyetçi, laiklikten yana, devrimci insanlar diye çok sevdiğin Alevi kitlesi içinden de tüm bu oyunların parçası olanlar çıktı.

Bugün çağdaş eğimi yok eden, ülkeyi ümmetçi bir toplumsal yapıya dönüştüren, sermaye düzenin daha rahat çalışması için ülkeyi öz kültüründen koparan bugünkü iktidara payanda olan sözde Aleviler, sözde Alevi önderleri, kurumları çoğaldı....

Bölücülere Alevi kurumlarını kullandıran sözde kurum yöneticileri çıktı bu toplumun içinden...

Ama bu ülkede yaşayan milyonlar bu karanlıklara, bu zorbalıkla, baskılara boyun etmeyecektir...

 

Sevgili Dostlar bu vesileyle;

Tüm demokrasi şehitleri ve Uğur Mumcu'nun aziz hatırası önünde büyük bir sevgi, saygı, muhabbetle eğiliyoruz...

Yolları yolumuz, ilkeleri ilkelerimiz, mücadeleci kişilikleri de önümüzde ölümsüz kılavuzumuzdur, pusulamızdır...

Bugüne kadar sevgiyi hiçbir atom gücü parçalayamadı, asla ve asla da parçalayamayacaktır.

Aşk ile...

Muhabbet ile...

Dostluk ile...

Birlik ile...

Beraberlik ile...

Birlikte barış içinde yaşamak ideali ile...

 

Ayhan Aydın

22 Ağustos 2026

 

Kategori: Etkinlik Haber Yorum

NEVRUZ - ALİ GÜLÇİÇEK ROMANI

Cumartesi, 15 Ağustos 2026 07:49 tarihinde yayınlandı. | Ayhan AYDIN tarafından yazıldı. | Yazdır | e-Posta | Gösterim: 178

Bir Aşiret İki Hikâye

NEVRUZ – Ali Gülçiçek

 

Lambanın fitili yılların tükettiği zamanları taşıyor üzerinde. (Kitaptan, Sayfa: 275)

 

Her şeyden önce söylemem gerekirse son zamanlarda beni etkileyen ender kitaplardan birisi oldu Nevruz. Ali Gülçiçek dostumuzu daha önce bilsem de, bu seneki Divriği gezimizde Hüseyin Abdal Etkinlikleri’nde karşılaşıp candan bir sohbetten sonra aldığım kitabını okuyunca kendisini de, onu var eden ortamı da, Anadolu’nun bağrında saklı yüzlerce gizli kültür gözesi coğrafyalarından birisinin de az bilinen yönlerini öğrenmiş oldum.

 

Nevruz kitabını çok ama çok sevdim, benimsedim bu kitabı. Yazarı bu kitapta birçok roman yazarı gibi farklı olayları, farklı zaman dilimlerinde kitap boyunca aralara serpiştirerek size aktarırken kitabın öz ruhundan sizi koparmadan bunu başarabiliyor. Tarih ve coğrafya içinde, kişilerin farklı yaş aralıklarındaki duygu dünyalarını başarılı bir şekilde veriyor yazar, hem sizi yormuyor tüm anlatılanlar, hem de ana öyküden kopmadan çok farklı bilgileri de sizi sıkmadan size aktarıyor, dahası her seferinde ilginizi koparmadan sürüklüyor tüm roman boyunca yazarın kalemi, benzersiz dili.

Koçgiri coğrafyasında geçiyor roman; Zara’ya bağlı Hargün Köyü (Eski Hargün Köyü – Eski Murat Paşa Köyü / Paşaköy) yeni ismiyle Belentarla ve çevresinde geçiyor.

Koçgiri aşiretinin bulunduğu yaman coğrafyada kimlik buluyor tüm karakterler, olaylar, yaşananlar. Yöre ve kültür; Zara, İmranlı, Divriği, Çetinkaya, Sivas yöresi kültürü.

Ama Arkasında Dersim var, bir yol uzanıyor Ankara’ya, Urfa’ya, İstanbul’a da…

Gınıli Paşa, Gınıli Murat Paşa muktedir bir Alevi ağası. Törelerin, geleneklerin şekillendirdiği yaşamının derinliklerinde aslında bir mazlum, bir sevgi, bir insanlık damarı da var Murat Sabri’nin. Ama insan benliği bu, ağalık, beylik, paşalık, makam – mevki sahibi olma istediği, muktedir olma istediği saklı bir yerlerinde. Bazı insanlarda yeri ve zamanı gelince, zemin oluşunca açığa çıkıyor bu damar da.

Dağlara, taşlara, ovalara yayılıyor yaşam, anılar, gelenekler, inançlar, umutlar…

Kitapta geçen yöredeki; Yılanlı Dağı’ndan, Gürlevik Dağı’na, Çengel Dağı, Ağubaba Tepesi, Düzgün Tepesi’, Keysi Kalesi, Gerşe Tepesi’den başlayarak cümle yöredeki her uçan kuşun eğlendiği vadi diplerine kadar kendisinden sorulsun istenen, bitip tükenmez bir hırs var Gınıli Paşa’da.

Orası Ağa’nın köyü, yöresi, dağı olabilir ama insanlar yaşıyor orada, kederleriyle, özlemleriyle, açmazlarıyla, tertemiz yürekleriyle insanlar ve muazzam bir büyülü coğrafya var karşınızda.

Benzersiz bir konak yaptırması, konağını yapan mazlum Ermeni ustasının onun sırlarını bildiği, gizli altınlara sahip olduğu, belki de böyle bir ustalıkta başka bir eser yapmasını istemediği için bir dere kenarında onun canını alması, ahde vefasızlık etmesi gibi olaylarla kendinden çokça söz ettiriyor Gınıli Murat Ağa roman boyunca. 

Her ne kadar kendince doğru olsa da töreye, köklere, ikrara ihanet etmesi, en yakınlarını iktidar hırsıyla kendi elleriyle zalim düzen teslim edebilmesi…

Gınıli Ağayı sevilirken bazen korkulan, bazen nefret edilen bir karaktere dönüştürüyor.

Zaman zaman alçalması, alçaldıkça kendisini güçlü görmesi, göstermesinin öyküsü var kitapta.

Ama yaptığı zalimliklerin karşılığını da canıyla ödemesi bir acı sonu hatırlatıyor bizlere. Yine mazlum suçsuz bir cana kıydığı için kendisinin en yakınında bulunanlar tarafından en çok sevdiği askerlerin kılığına girenler tarafından öldürülmesi.

Kendisini canlıyken el üstünde tutan sistemin, onun ölümünden sonra ona değer vermemesi dile getiriliyor…

Roman boyunca beni en çok etkileyen unsurlar; kitaptaki doğa ve insan anlatımlarıdır.

Ali Gültekin, yöre insanın kullandığı dili (Zaza’ca) roman boyunca yörede kullanılan kelimelerle kitap içinde vererek bu dilin kültür öğesi olarak varlığını okura gösteriyor. Roman dili Türkçe ama romanın geçtiği coğrafyada konuşulan ana dil Türkçe değil, Ali Gültekin şovenizme kaçmadan kendi toprağının, tarihinin, kültürünün dilini de okurlara aktararak, bir başka kültür hizmeti veriyor bizlere.

Yerel kelimelere, terimlere, söz öbeklerine sık sık romanında yer veren yazarın doğa betimlemeleri benzersiz. Kendinizi o anda o coğrafyada hissediyor, o anlatılan yerlerde geziniyor, oraları görüyor ve kokluyorsunuz.

Her zaman yokladığım gibi söz öbeklerinden bizim Gümüşhane Şiran Yeniköy – Kırıntı yöresinde de kullanılanlar var mı? Dediğimde çok ortak kelime yakalayamıyorum: merek, peg (peğ), aprik (nisan) birkaç kelime ve “kulak asma rahatsız biraz”… dışında.

Roman yazarının hafızası çok kuvvetli. Gülali ilk çocukluk günlerinden itibaren her şeyi ama her şeyi çok iyi hatırlıyor. Roman kahramanı olan yazar aslında benzersiz bir dil ustalığıyla kendisini tümüyle romandan yalıtıp roman kahramanın diliyle olup biteni, hem de her yaşta, her farklı coğrafyada yetkin bir şekilde bizlere anlatabiliyor.

Devamını oku: NEVRUZ - ALİ GÜLÇİÇEK ROMANI

Kategori: Etkinlik Haber Yorum

Diğer Makaleler...

  1. DEM Milletvekili Celal Fırat'a...
  2. Hasan Hüseyin Yalvaç Son Yolculuğuna Uğurlandı
  3. AKP. REJİMİ CUMHURİYET DÜŞMANLIĞINA DEVAM EDİYOR…
  4. Kırıntı’lı Öyküler
  5. PROF. DR. AFŞAR TİMURÇİN (2.) LAİKLİK ÜZERİNE
  6. İNSANLAR NİYE BÖYLE?
  7. KARANLIK BİR GELECEK
  8. Aleviler Yapa'Yalnız Mı?
  9. KÜRT DÜŞMANLIĞIM
  10. ŞİMDİ DE SİYASETEN SÖMÜRÜLEN ALEVİLİK

Sayfa 1 / 97

BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon

Ayhan AYDIN İnternet Sitesi  erenler@ayhanaydin.info E POSTA

İLKEZGİ SANATEVİ SİTE VE TEMA TASARIMI MUSTAFA KARAÇİFTCİ 0542 559 11 80.