• Ana Sayfa
  • Ayhan Aydın
    • Özgeçmiş
    • KENDİMLE İLGİLİ KISA BİR DEĞERLENDİRME
    • Ayhan Aydın Arşiv Listesi
    • ŞAHKULU SULTAN DERGAHI GÖRSEL ARŞİVİ
    • Hakkındaki Yazılar
    • Hakkındaki Şiirler
    • Hakkındaki Haberler
  • Şiran
  • Söyleşiler
    • Dedeler
    • Babalar
      • BABAGAN (BALIM SULTAN ERKANI) KOLU
      • ÇELEBİLER KOLU
      • SULTAN SÜCEATTİN VELİ OCAĞI (DERGAHI) KOLU
      • ALİ KOÇ KOLU
    • Ozanlar
    • Yazarlar
    • Aydınlar Gazeteciler
    • Bilim İnsanları (Akademisyenler)
    • Kanaat Önderleri
    • Kurum Temsilcileri
    • Sanatçılar
    • Hocalar Mürebiler
    • İzzettin Doğan
  • Gezi Notları
    • Anadolu
    • Avrupa
      • Batı Avrupa Gezi Notları
    • İran
    • Suriye
    • IRAK
  • Yazılar
    • Basındaki Yazılar
    • Denemelerim
    • Etkinlik Haber Yorum
    • Cem Vakfı Yazıları
    • Kitapların Dünyası
    • Şiir Denemelerim
  • Kültür Sanat
    • Kültür Dünyası Söyleşileri
    • KÜLTÜR SANAT YAZILARI
  • Ahmet Hezarfen
    • Ayhan Aydın Kitap Yazıları
    • Osmanlı Arşivinde Aleviler Bektaşiler
    • Diğer Çeviri Belgeleri
    • Yazıları- Anıları - Görüşleri
    • Ahmet Hezarfen'le İlgili Yazılar
    • Ahmet Hezarfen Balkanlar(Rumeli)
    • Dergahlar Türbeler
      • Balkanlar Rumeli
        • Bulgaristan
          • Otman Baba
          • Demir Baba
          • Akyazılı Sultan
          • Ali Koç Baba
          • Elmalı Baba
          • Hüseyin Baba
          • Dallı Ali Baba Türbesi
          • Yunus Abdal
          • Saçlı Koçlu Babalar
          • Alan Mahallede Ali Baba Türbesi
        • Makedonya
          • Sersem Ali (Harabali) Baba
          • Sarı Saltuk
          • Hıdır Baba
          • Cafer Baba
          • Üsküp Halveti Tekkesi
        • Yunanistan
          • Seyyid Ali (Kızıldeli) Sultan
          • Ece (İce) Sultan
          • Nefes Baba
          • Atatürkün Evi Selanik
      • İran
      • Suriye
      • Diğerleri
      • Anadolu
        • Hacı Bektaş
        • Sultan Sucaettin Veli
        • Abdal Musa
        • Kolu Açık Acim Sultan
        • Seyyit Garip Musa
        • Haydar Sultan
        • Diğer
      • İstanbul
        • Şahkulu Sultan
        • Kurucu Ahmet Sultan
        • Garip Dede Türbesi
        • Erikli Baba Türbesi
        • Nafi Baba (Şehitlik)
        • Karaağaç
        • Karyağdı
        • Duvar Baba
    • Semahlarımız
      • Rumeli Semahları
      • Anadolu Semahları
      • Sultan Sucaettin Veli Ocağı-Dergahı Semahları
    • Atatürk Fotoğrafları
    • Etkinlik Fotoğrafları
      • Türkiye
      • Balkanlar
      • Avrupa
      • Diğer
    • İnanç Önderleri
      • Dedeler
        • Fetfi Erdoğan Dede
        • Aşık Ali Metin Dede
        • Hüsamettin Aydın (Seyyid)
        • Nevzat Demirtaş
        • Musa Küçük
        • Veli Akkol
        • Hüseyin Orhan
        • Celal Arslan
        • Dedeler Diğerleri
      • Babalar
        • Hakkı Saygı
        • Abidin Harman
        • Mehmet Şilli
        • Reşat Bardi Dedebaba
        • Babalar Diğerleri
      • Zakirler
      • Çelebiler
      • Dervişler
    • Cemlerimiz
    • Yazarlar
      • Abidin Özgünay
      • Baki Öz
      • Cahit Tanyol
      • Mehmet Yaman Dede
      • Mehmet Yardımcı
      • Refik Engin
      • Şevki Koca
      • Ahmet Hezarfen
      • Yazarlar Diğer
    • Ozanlar
      • Adil Ali Atalay (Vaktidolu)
      • Ahmet Akar
      • Ali Ekber Çiçek
      • Aşık Durmuş Günel
      • Aşık Veysel
      • Hüseyin Çırakman
      • Hasan Papur
      • Hüseyin Yorulmaz (Seyfili)
      • Aşık İhsani
      • Mahzuni Şerif
      • Muharrem Yazıcıoğlu
      • Murtaza Şirin
      • Müslüm Sümbül
      • Telli Suna Gölpek
      • Ozanlar Diğerleri
      • Ozanlarla İlgili Simgeler
    • Gümüşhane-Şiran (Kırıntı-Yeniköy
      • Yeniköy (2010) Sayı Sayma Oyunu
      • Yeniköy Kış - Güssün Aydın Cenaze 2000
      • Kırıntı Yeniköy Düğün 2003
      • Kırıntı Yeniköy
    • Ayhan Aydın
      • Hısım Akrabalarım-Arkadaşlarım
      • Cem Tv Proğramlarım
      • Ayhan Aydın Resimleri
      • Ayhan Aydın'ın İstanbulu
      • Ayhan Aydının Manzaraları Şehirleri
  • Önemsediklerim
  • Konuk Yazarlar
  • Site Haritası
  • Balkanlar (Rumeli)

SEMAH SEMPOZYUMU VE SEMAH BULUŞMASI YAPILDI

Salı, 07 Haziran 2016 19:16 tarihinde yayınlandı. | Ayhan AYDIN tarafından yazıldı. | Yazdır | e-Posta | Gösterim: 1633
ULUSLAR ARASI SEMAH SEMPOZYUMU VE SEMAH BULUŞMASI
SEFERİHİSAR’DA BÜYÜK BİR BAŞARIYLA GERÇEKLEŞTİRİLDİ
Ayhan Aydın

Ankara’nın en önemli Alevi-Bektaşi inanç merkezi olan Hüseyin Gazi Ocağı (Dergah-Tekke) merkezinde örgütlenmiş bulunan ve bugüne kadar onlarca sempozyum, panel, dinleti gibi etkinlik yapan; kitaplar çıkaran, Yol isimli süreli bir dergiyi yayınlayan Hüseyin Gazi Kültür ve Sanat Vakfı tarafından organize edilen, “Uluslar arası Semah Sempozyumu ve Semah Buluşması” Etkinliği İzmir Seferihisar’da, 3 Haziran 2016, Cumartesi günü büyük bir başarıyla gerçekleştirildi.

Konunun uzmanı birçok bilim insanın konuşmacı olarak katıldıkları ve ülkemizin dünyaya açılan pencerelerinden birisinde, tarihi mekânlarda ve doğanın büyüsünün hissedildiği bir yerde yapılan sempozyumdaki konuşmalar kadar ülkemizin birçok yöresinden ve Bulgaristan’dan gelen yirmi farklı semahçılar gurubu tarafından icra edilen semahların dönülmesi Seferihisar için de yeni dostluk köprülerinin kurulması ve kültürel dokusuna yeni değerlerin katılması açısından da çok önemliydi.

Sempozyum bildirilerinin sunumu ve gelen konukların ağırlanması Teos Ormancı Tatil Köyü’nde yapıldı.  Semahlar ise Seferihisar’ın en önemli tarihi mekânlarından birisi olan “Kaleiçi”nde sergilendi.

Aleviliğin ve Alevi-Bektaşi karışık süreklerde yürütülen cemlerin olmazsa olmazlarından ve  on iki hizmetten birisi olan, bugüne kadar çeşitli makaleler, kitaplar yayınlansa da, uluslar arası  boyutuyla da yeteri kadar tartışılmayan, araştırılmayan Semahlarla ilgili bu sempozyum tarihte bir ilki ifade etmektedir. Bunu takip eden etkinliklerin gerçekleşmesiyle Alevilik, Bektaşilik ve bu inancın temellerinde olan, onunla ilgili büyük ipuçları veren bu en önemli ritüeli hakkında daha detaylı bilgilere ulaşmış olacağız.

Sempozyumdaki bildirilerle semahın anlamı, kökenleri, yayıldıkları coğrafyalarda aldıkları görünümler, türleri, şekilleri, hareketleri, ritimleri, ondan ayrı düşünülmeyen müziği, kıyafetleri, cem içindeki yeri, sayısı gibi çok farklı boyutlardaki konular gündeme geldi, tartışıldı. Bildiri konularında semahın Anadolu ve Türk veya Mezopotamya kültür coğrafyasında şekillenmesinin neden-sonuç ilişkileri dile getirilirken böylece aynı şekilde, Alevilik içinde semahın yeri hakkında da bilgilerin aktarılması sağlandı-sağlanmaya çalışıldı.

Semahlarla ilgili bir önemli konunun da; Aleviliğin Bektaşiliğin değerlerindeki yozlaşma ve “geleneğin yaşatılıp-yaşatılmadığı” probleminin aynı şekilde Semahlar konusunda da geçerli olduğu, “tek tip cem, tek semah” anlayışının bazı kurumlarca bilinçli – bilinçsiz bir şekilde Aleviliğin (Bektaşiliğin) içine sokulup, cemevleri vasıtasıyla bunun yaygınlaştırıldığı konusuna hemen her konuşmacı değindi.  Burada Aleviler tarafından yapılan bir iç asimilasyon ciddi şekilde gündeme getirilerek konun hayati derece önemli, vazgeçilmez olduğu anlatıldı. Aleviliğin (Bektaşiliğin)  en önemli yapı taşlarından ve sempozyumun başlığında da olduğu gibi; “Bütün Evren Semah Döner” de söylendiği gibi ayrıca evrensel yönünün de yok edilmesinin, farklı yörelerde dönülen semahların dönülmemesinin Aleviliğin de yozlaşması, “fakirleşmesi”  anlamına geleceği başta Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ersal, Ahmet Koçak ve diğer akademisyenler ve yazarlar tarafından dile getirildi.

Etkinlik;  Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın söylenmesi, Hüseyin Gazi Vakfı Başkanı Gülağ Öz’ün Açış Konuşması,  Dr., Sanatçı Gani Pekşen’in Üç Nefes seslendirmesiyle başladı.  Etkinliğin; sempozyum bölümünün sunucuğunu Araştırmacı-Yazar Ali Aksüt yaptı.

Birinci Oturumun başkanlığı, son dönem Alevilik araştırmacılığında büyük enerjisi ve gayretleriyle dikkat çeken yazdığı kitaplarla takdir toplayan, Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ersal tarafından yapıldı. Oturumda; Prof. Dr. Mehmet Fuat Bozkurt: “Yaratıcılıkta Semahların İşlevi”, Yrd. Doç. Dr. Seyhan Kayhan Kılıç: “Semahın Kültürel Bağlamı”, Dr. Gani Pekşen: “Hakk İçin mi Seyir İçin mi?”,  Av. Araştırmacı-Yazar Ali Yıldırım: “Semahların Kadim Kökeni Üzerine”, Araştırmacı –Yazar Ali Aksüt: “Sema Semah, Devran” isimli bildirilerini sundular. 

İkinci Oturumun başkanlığını Seyyid Ali Sultan Ocağı’yla başlayan süreçte ocaklar, dedeler, sürekler çalışmalarıyla dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Seyhan Kayhan Kılıç yaptı.  Oturumda Gazeteci-Yazar, Serçeşme Dergisi Yayın Yönetmeni Ahmet Koçak: “Semahlarda Asimilasyon”, Gazeteci- Televizyoncu Hüseyin Kelleci: “Hubyar Semahları Üzerine”, Öğretim Görevlisi Abdurrahim Karademir: “Bergama Tahtacı Semahları ve Giyimleri”, Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ersal: “Semah Ritüelinin Oluşum ve Değişim Dinamikleri: Ocak mı, Coğrafya mı?”, Piri Er: “Semahlarda Bölgesel Farklılıklar-Değişim Dönüşüm Koruma” isimli bildirilerini sundular. Sempozyuma çağrılı bazı akademisyen, yazarlar katılmadıkları için sunumları gerçekleşmedi.

Gülağ Öz ve Mehmet Ersal’ın sempozyum kapanış konuşmalarından sonra; Kaleiçi mevkine hareket edildi.

Adıyaman’dan Bulgaristan Elvanlar (Yablonova)’ya kadar yirmi farklı yöreden, yirmi farklı semah çeşidi tarihi bir kalenin içinde sergilenmiş oldu. Etkinliğe Seferihisar’lılar da büyük ilgi gösterdiler.

Tüm gurupları çok iyi tanıyan Mehmet Ersal bu bölümün disiplinli bir şekilde yürütülmesi ve başarılı bir performans gösterilmesini sağladı.

Büyük bir aşkla sazlar eşliğinde dönülen semahların benzersizliği, olmazsa olmazlığı bir kez daha görülmüş oldu.

Etkinliğin kısa sürede organize edilmesi katılımın daha yoğun olmasını engellemekle birlikte, bunun hem bir ilk olması, hem de bu yörede bir ilkin gerçekleştirilmesi açısından son derece önemliydi. 

Etkinliğe birçok seçkin davetli yanında; Alevi Vakıfları Federasyonu Başkanı Remzi Akbulut ve Alevi Bektaşi Federasyonu Eski Başkanı Selahattin Özel de katıldılar.

Gelecek sempozyum ve semah buluşmalarıyla konunun daha detaylı bir şekilde ortaya konulmasına ve barış, dostluk köprülerinin daha pekişmesine vesile de olacak olan, bu etkinliği gerçekleştiren Hüseyin Gazi Vakfı Başkanı Gülağ Öz’e, onunla birlikte yıllardır bu çalışmaları yapan Av. Araştırmacı – Yazar Ali Yıldırım’a,  Araştırmacı Yazar, Halkbilimci Piri Er Dede’ye, Seferihisar Belediyesi’ne, Başbakanlık Tanıtma Fonu yöneticilerine teşekkür etmeyi bir borç biliyoruz. 

Katılımcılara büyük özveriyle hizmet eden, güler yüzlü, Teos Ormancı Tatil Köyü sahiplerine ve tüm çalışanlarına da çok teşekkür ediyoruz.

Böyle daha nice güzel etkinliklerde, organizasyonlarda, gezilerde buluşmak dileğiyle…

Bin bir düşüncenin çiçek açması gibi, her görüş ve düşüncenin serbestçe kendisini ifade edebileceği bir dünyada;

Her rengin solmadan kendisi olarak var olduğu bir dünyada;

Tüm semahlarımızın yok olmadan dönüldüğü bir dünyada yaşamak umuduyla…

Muhabbetle kalın… (Etkinliğin tüm fotoğrafları Ayhan Aydın'ın facebook sayfasından takip edilebilir.)

 

Kategori: Etkinlik Haber Yorum

ERARSLAN DOĞANAY

Perşembe, 02 Ocak 2014 12:54 tarihinde yayınlandı. | Ayhan AYDIN tarafından yazıldı. | Yazdır | e-Posta | Gösterim: 2642
Eraslan Doğanay Dede Hakk'a yürümüş...
Çok sevdiğim ve uzun süredir tanıdığım dedelerimizden Eraslan Doğanay Dede'nin Hakk'a yürüdüğünü Rıza Adıgüzel Dosttan öğrendim. Geleneği Yaşatan, "inancımızda, dar vardır, didar var, cem vardır, saygı vardır, sohbet vardır, er vardır, eren vardır, koç vardır, kurban vardır" diyen, Cem Radyo'da söyleşiler yaptığım, kişisel olanaklarımla yürüttüğü cemi kaydettiğim, Tokat Turhal'daki evini de ziyaret ettiğim Eraslan Doğan Dede'nin devri daim olsun, tüm sevenlerinin de başı sağ olsun...
 
ERARSLAN DOĞANAY
(HUBYAR SULTAN / TOKAT)
 
AYHAN AYDIN

 “Hubiyar Sultan” ve “Anadolu Evliyaları” ismiyle kitapları da yayınlanan, yürüttüğü cemler kadar, “örgütçü” kimliğiyle de tanınan, “koç kurban kesmeyince, müsahip tutmayınca, yola gidilmeyince nasıl Alevi olunabilir ki?” diyen Hubyar Sultan Ocağı Dedelerinden Eraslan Doğanay Dede, söyleşimizde bizi Anadolu’nun gerçek değerleri olan erenlerin dünyasına götürüyor.

Sevgili Dede hangi ocağa bağlısınız? Bize çocukluk günlerinizden bugüne yaşamınızdan, görüp geçirdiğiniz cemlerden bahseder misiniz?

Ben,  Hubiyar Sultan evlâtlarındanım. Hubiyar Sultan, Musa-ı Kâzım sülâlesindendir. Anadolu hareketlerinde büyük katkıları, çalışmaları olmuştur. Eskiden, Sivas’a bağlı Hafik’in Kurtköy köyündeydi. Şimdi Tokat’ın Almus Kazası’nın Hubiyar Köyü’nde. Ben, rahmetli babam İbrahim Ethem’le, 8-10 yaşımdan bugüne kadar, hiçbir günümü aksatmadan Alevi yolu ve Alevi birliği için çalışıyorum. Aslen Zile’nin Kervansaray Köyü’ndenim. Turhal’da oturuyorum. İstanbul’da çocuklarımızın olması nedeniyle, çok sık gider, gelirim. Burada da Hubiyar Sultan talipleriyle devamlı beraber oluruz. İstanbul’a geldiğim zaman, cemlerimle, görgülerimle, sorgularımla, sazımla, niyazımla onlarla iç içe, gönül gönüle olurum.

Hayat çizgime dönelim. İlkokulu, köyümde okudum. Ortaokulu Zile ve Tokat’ta bitirdim. Lise bittikten sonra, ticaretle ilgilendim. Bu arada siyası durumlarda da aktif oldum. 1967’de kurulan Türkiye Birlik Partisi’nin 6 sene il başkanlığını yaptım. Zile’de il genel meclisi üyesi oldum ve 6 sene daimi üyelik yaptım. Bir noktada politikanın içine girmek de zaruri oldu. Çünkü baktım, Türkiye’de ve dünyada tüm işler politik kazanların içinde kaynıyor. Halkıma samimi olarak, daha iyi hizmet vermek amacıyla seçime girdim, Zile’de  ilk seçilen Alevi oldum.

 

Cem yürütmeye devam ediyor musunuz?

Hiçbir şekilde, hiçbir senemi aksatmadan, görgü kuralları da dahil olmak üzere, devam ediyorum. Biliyorsunuz, Alevilikte görgü kuralları çok önemlidir. Aklanmadıkça, kesinlikle tarikata giremezsiniz.  Çünkü Alevi kültür  ve kurallarında, bu açık ve nettir. Onun için biz, görgü görmeyince, ne muhibimizin ceminde bulunuruz, ne de muhibimiz aklanmadıktan sonra kesinlikle tarikata almayız. Çünkü Alevilik’te ön koşul odur. Bir Alevi, görülmedikten sonra tarikata giremez. Hacı Bektaş Hünkâr, “Benden olup da benden koparsa, kültürüme ihanet ederse, tekrar bizim dergâh-ı âleme dönemez.” der. Şiarımızı Hünkâr Hacı Bektaş Veli’den aldığımıza göre, bizde bu kural geçerlidir.

Alevilik deyince, aklınıza neler geliyor? Alevilik nasıl doğup gelişmiştir? Çok özet bir şekilde fikrinizi söyler misiniz?

Biz  Aleviliği, Ali sevgisiyle iç içe olarak kabul ederiz. Alevi demek, Ali’yi sevmek demektir. Biz, insanlığın dürüst, güzel tarafına önem veririz. Ali, insanlıkla bütünleşmiştir. Ali’de güzellik, doğruluk, mertlik vardır ve manevi âlemde Allah-u Tealâ’nın en sevdiği  insan, Ali El Murtaza’dır. Hatta bu hususta gerek Kur’an, gerekse diğer yazılarda, Hz. Peygamber Efendi’nin imdadına yetişmesi için; “Ya Ali, ben seni Muhammet’e yardımcı olarak gönderdim. Ya Muhammed, bir  hususta daraldığın zaman, Ali El Murtaza’yı çağır” dedi. Nitekim Uhut gazasında, Hz. Peygamber Efendimiz çok müşkül duruma düşünce, Hz. Ali’yi yardıma çağırmıştır. Hal böyle olunca, Ehlibeyte karşı yapılan bazı yanlışlar, Ali ile bizi iç içe yaşama durumunda, bir araya getirmiştir. Son zamanlarda gelen Hünkâr Hacı Bektaş Veli, Aleviliğe güzel bir yön vermiştir.

Devamını oku: ERARSLAN DOĞANAY

Kategori: Dedeler

Jan Yoors'un Çingeneler Kitabı Üzerine...

Cuma, 27 May 2016 16:10 tarihinde yayınlandı. | Ayhan AYDIN tarafından yazıldı. | Yazdır | e-Posta | Gösterim: 1768

Çingeneler…

Jan Yoors’un Çingeneler Kitabı Üzerine…

Ayhan Aydın

Jan Yoors’un Çingeneler kitabını aldım elime,  elimde canlandı bu kara kaplı belgesel roman.  Sanki bir anda bir sinemada bir büyük bilinmezlikler diyarına giren kahraman gibi hissettim kendimi.  Okudukça; dağlar, ormanlar, dereler boyunca bir yolculuğa başladım. Tahta tekerlekli üstü çadırlı arabalar gidiyor, ben gidiyorum, maceradan maceraya…  Atlar kişniyor, dallardan kuşlar uçuyor, susayınca köylüler kuyulardan bile su vermeyince bir dere bulma özlemim artıyor, yarpuz kokulu dağ başlarına, ormanın kuytularına doğru yol alıyorum…  Karnım acıkınca herkesle eşit olarak hep birlikte bir sofrada doyup, soğukta sığındığım meydan ateşinde ailem olmuş dostlarımla, aynı aşkla ısınırken, sohbetler bitmesin, gece olmasın, diyorum herkes kendi öyküsünü anlatırken…

Bazı kitaplar vardır; okursunuz okursunuz bitmez. Bu kitapların bir kısmı sıkıcılıklarından, kalınlıklarından, sizi sarmadığı için, kitabın dünyasına bir türlü giremediğiniz için bitmez; Bazen de bu tip kitapları yarıda bırakırsınız. Bazı kitaplar da vardır ki, kalın, ince olmuş fark etmez, gerçekten onu bir türlü elinizden bırakamazsınız, kitap bitmesin istersiniz, sizi alır sürükler, okudukça tatlanır, okudukça zevkiniz artar, okudukça kitaba bağlanırsınız.

Son dönemlerde nihayet Alevilik Bektaşilik konularının dışında da olağanüstü bir ilgiyle ve aşkla okuduğum bir kitaptan bahsetmem gerekir. Sizlere Chiviyazıları (mjora) Yayınlarından çıkan Jan Yoors’un Çingeneler kitabından size söz etmeliyim.

Uzun yıllardan beri yahu Antropoloji’yi, Sosyoloji’yi, Sanat Tarihi’ni, Tarihi çok seviyorsun bu konularda daha çok kitap oku, her gün şiir okuman da yetmez; kendini yoğunlaştır, alışkanlıklarını değiştir dedikçe, birçok konuda çoğunlukla olduğu gibi, kendi kendimin düşmanı olarak, bu konuda adım atamıyordum. Zaman zaman bunu başarınca da tüm mutluluk beraberinde geliyordu.

Yeryüzü insan cenneti…

Ben ki doğaya âşık bir insanım, bu doğa insansız olur mu? Sıra dışı insanlar, farklı topluluklar, farklı inanç sahipleri, farklı kültürler… Benim en çok ilgi duyduğum ama belki de bu ilgiye karşın çok az bilgi sahibi olduğum alanlar. Kültür insanı olmak kolay mı, kültürü tanımak kolay mı? Hoşgörü, merak, gezme vs. hepsi gerekli ama elbette kitap okumak başta geliyor bunun için. Sevgili Dostum Ezeli Doğanay’ın Almanya’daki kütüphanesine bakınca bir kez daha hatırladım bu alanın derinliğini, yoğunluğunu, zenginliğini; Lazlar, Çerkezler, Kürtler, Pomaklar, Ermeniler, Rumlar, Süryaniler, Ezidiler… Tüm dünyada hele hele yaşadığımız coğrafyada nice insan toplulukları yaşıyor,  sayısı bile tam bilinmiyor.  İnsan; onların yaşamlarını, inançlarını, tarihlerini yani kısaca onların dünyalarını okudukça, o dünyaya girdikçe daha da insan oluyor, daha da bu dünyada yaşamayı hak ediyor. Doğup büyüdüğü köyün dışında bir yer görmemiş, kendi akrabalarının dışında farklı insanlarla karşılaşmamış bir insanın dünyası nasıl ki tek düzeyse, farklı insan topluluklarının yaşamlarından, kültürlerinden habersiz insanlar da günümüzde aynı tek düzeliği yaşıyorlar.

Devamını oku: Jan Yoors'un Çingeneler Kitabı Üzerine...

Kategori: Etkinlik Haber Yorum

Derviş Kemal (Kemal Özcan) ile uzun bir söyleşi

Cuma, 27 May 2016 16:08 tarihinde yayınlandı. | Ayhan AYDIN tarafından yazıldı. | Yazdır | e-Posta | Gösterim: 3650
Günümüzün en önemli Alevi Bektaşi ozanlarından
Geçen Sene 25 Nisan’da Hakk’a Yürüyen
KEMAL ÖZCAN (Derviş Kemal)’le Bir Söyleşi…
 Ayhan Aydın

Kemal Özcan daha doğrusu Derviş Kemal ismini çok erken duymuştum. O aslında büyük bir Alevi Bektaşi kesim tarafından çok tanınan bir isimdir. İlkin 1996 yılında Üsküdar’da yayın yapan Alevilik’le ilgili yazıların yayınlandığı Yurtta Birlik Gazetesi’nde Mahmut Erdal’la birlikteyken tanışmıştık. Sonrasında yine Alevilerle İşçiler Müsahiptir, gibi daha çok Sosyalist düşüncelerin yer aldığı ama hayli seveni ve okuyanı da olan Sultanahmet’te yayın yapan Kervan Dergisi’nde görüştüm. Telefon görüşmeleri, yazışmalar…

Eserlerini okudukça onu çok ama çok sevdim.

Aşağıdaki söyleşiye kadar üç dört kez kendisini Uzunköprü’deki evinde ziyaret ettim. Bu ziyaretler ve söyleşiler sürdü. Onunla bir kez de Cem Televizyon için bir söyleşi yapmıştım. Yunanistan Meriç (Evros) İli sınırları içinde Dimetoka’ya yakın Büyük Alevi Bektaşi ulularından, seyyidlerinden ve Rumeli’ye 1354 yılında geçip bir alp eren olarak bu toprakların Türkleşmesi ve yerleşime geçmesi, kolonozotörlük yapmasında öncülük yapan ve adına büyük bir büyük Alevi Bektaşi dergâh kurulan ve bu dergaha bağlı olarak bir zamanlar önemli bir merkez olan Babalar köyünden olan Kemal Özcan daha bebekken Türkiye’ye göç eden bir ailenin çocuğu olarak büyümüş. Ama kendisi doğal olarak Alevi Bektaşi yolunda önemli inanç kümelerinden olan Seyyid Ali (Kızıldeli) Sultan Ocağı (Dergahı)’na bağlı bir Alevi-Bektaşi.


Derviş Kemal; 25 Nisan Cumartesi günü Edirne Uzunköprü’de 85 yaşında Hakk’ın rahmetine kavuştu.

Eserleriyle çağımızda Alevi Bektaşi inanç, kültür ve düşünce dünyasının en önemli ozanlarının başında yer alan, yüzyıllardır süregelen bu geleneğin en üretken (verimli) kalemlerinden birisi olan ve bir kültür çağlayanı olan şiirlerinden insanlık, sevgi, dostluk, yurt, bayrak, Atatürk, Alevi Bektaşi değerleri ve erdemleri fışkıran, tüm hayatını dolu dolu yaşamış Kemal Özcan – Derviş Kemal artık cismen aramızda değil… Ama onun günümüzde cemlere de giren, hiç tanımayan, hatta hayatında hiç şiir okumamış bir kişinin bile okuyunca kesinlikle etkileneceği derin köklerin, büyülü ve benzersiz elmasları olan sözcüklerle örülmüş şiirleri sonsuza kadar yaşayacaktır.

Gerçekten siz kalpten bir ameliyat geçirdiniz, duyduğuma göre de hayli zorluklar çektiniz. Şimdi nasılsınız?

Çektim hakikaten, fakat buna rağmen iyiyim, diyebiliyorum. Bunu tavsiyelere uyduğum için diyebiliyorum. Mesela bana günde üç kilometre yürüyeceksin, şu hapları sonuna kadar kullanacaksın, dediler. Ben de bunları sonuna kadar yapıyorum. Mesela kırmızı eti kesinlikle yemiyorum yasakladılar, tuzludan biraz kay, dediler onu yapamıyorum. Ama işte yumurta sarısı ömür billâh hiç yemeyeceksin, dediler. Kullandığım hapların biri kan sıvıltıcı, bir tanesi kolesterol için damarları açıcı, bir tanesi de tansiyon için.

Şimdi neden bana doktorlar ameliyattan sonra her akşam bir duble rakı içebilirsin, dediler? Bunun nedenini ben soramadım ama kendimden şunu çıkarıyorum ki, kan sıvıltıcı haplarında da rakı da aynı şeyi yapıyor, kanı sıvıltıyor.

Şarap dediler mi?

Şarap demediler, deseler de ben kullanamam çünkü başka yönden bana dokunuyor. Bende hemoroit illeti vardır mayalı içkiler yasaklanmıştır içemiyorum. Aslında şarabın rakıdan çok daha yararlı olduğunu biliyorum güzel kan yapıyor. Bizim Yeniköy (Uzunköprü’ye bağlı, tümüyle Yunanistan Seyyid Ali Sultan Dergâhı çevresinden gelenlerce oluşturulmuş bir belde) şarabımız var şahanedir yani. O bakımdan kendimi sağlıklı hissediyorum. Dört buçuk seneye yaklaştı ameliyat olalı, o gün bugün hiçbir şeyim yok yani. Tam dikkat edemezsem de yine ev sahibine göre iyi davranıyorum. Yürümeyi ilke edindik yaz- kış, yağmur- çamur yapıyoruz yani.

Yürüyüşün de en güzel jimlastik hareketi olduğuna inanıyorum. Bütün azalar hareket halinde ondan herhalde, buyurdular bize onu yapıyoruz.

 

İnsanın damar sistemi de birbirine bağlı tüm vücudu dolanıyor aynen sinir sistemi gibi. Şimdi hep insandan bahsediyoruz da manevi bakımdan bahsediyoruz tabi ki, bu konuyu ne kadar farklı yorumlarsak ne kadar kapı açarsak açalım insanın bir de fizyolojik yanı var. Fizyolojik bakımdan yani bedensel bakımdan da organlarıyla, organlarının çalışmasıyla insan aslında benzersiz bir yaratık.

Siz Hakk’la Hakk olmuş bir insan Tanrı’nın ta kendisidir, diyorsunuz.

Şimdi sizinle daha önce yaptığım söyleşiyi çok iyi hatırlıyorum ben; ceme dâhil olduktan sonra güzellikler gördüm, güzellikler buldum, demiştiniz.

 

Sizi biraz daha yakından tanıyalım, Uzunköprü deyince her Uzunköprü lafı geçince siz aklıma düşüyorsunuz. Demek ki, bir insan kendi değerini de yaratabiliyor.

 

Devamını oku: Derviş Kemal (Kemal Özcan) ile uzun bir söyleşi

Kategori: Ozanlar

Basın Kartı Sahibi Oldum...

Salı, 03 May 2016 14:22 tarihinde yayınlandı. | Ayhan AYDIN tarafından yazıldı. | Yazdır | e-Posta | Gösterim: 1494

Basın Kartım Oldu…

Sevgili Dostlar;

1994'de İ. Ü. İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümünden mezun oldum. İlk yazım 1992'de Cem'de çıktı. Sonrasında; Cem, Nefes, Yurtta Birlik, Pir Sultan Abdal Kültür Dergisi, Radyo Mozaik, Cem Radyo, Cem Tv., Barış Tv.'de yüzlerce yazım, haberim, söyleşim çıktı, buralarda yüzlerce program yaptım. En azından yirmi yıldan fazla bir zamandır Alevi Medyası'nın içinde oldum. Bunlar dışında da yüzlerce söyleşim farklı dergilerde ve internet sitelerinde yayınlandı. On binlerce fotoğraf çektim. Ama bizler hep amatör kaldık. Amatörlük her zaman iyidir. İyi bir gazeteci her zaman iyi bir muhabirdir aynı zamanda, derler. Büyük medya organlarında çalışmasam da yaptığım iş buydu-budur. On biri yayınlanan, yirmi kitabım da gazetecilik çalışmaları sonrasında oluşan eserlerdir (derlemelerdir). Bugüne kadar tüm uğraşılarıma rağmen bana bazı haklar sağlayacak Sarı Basın Kartı alamadım. Bunda türlü engellerin de payı da var elbette. İlgisiz yüzlerce kişi bu kartı alabildi, gazetelerin şoförleri bile bu kartı alırken biz alamadık. Durumu Türkiye Gazeteciler Sendikası'na ilettim. Halen de bu uğraşlarım devam ettiğine göre burada bir gariplik vardı. Gerçi bunu hiç önemsemeyen meslektaşlarımız da var... Neyse sözün özü, Belçika merkezli Gazeteciler Cemiyetinden, ürünlerimizi değerlendirmeleri sonucu bir "basın kartı" almayı başardık. Uluslararası geçerliliği varmış... En azından yurt dışı gezilerimde bakalım çok meraklı olduğum müzelere ücretsiz girebilecek miyim, Türkiye'deki basına açık bazı toplantıları serbestçe izleyebilecek miyim? Her şeye rağmen çok sevinçliyim. Yaş günümde bana en iyi armağan bu oldu. Tüm dostlara muhabbetlerimle...

Ayhan Aydın

Kategori: Etkinlik Haber Yorum

Halk ozanı Derviş Kemal Anıldı

Pazar, 01 May 2016 13:40 tarihinde yayınlandı. | Ayhan AYDIN tarafından yazıldı. | Yazdır | e-Posta | Gösterim: 1643

Halk Ozanı Derviş Kemal Anıldı…

Ayhan Aydın

 

Geçtiğimiz sene, 25 Nisan 2016’da, Hakk’a yürüyen, günümüz Alevi-Bektaşi halk ozanlığı geleneğinin en önemli temsilcilerin birisi olarak büyük bir üne kavuşmuş, Kemal Özcan (Derviş Kemal), İstanbul’da dostları tarafından anıldı.

30 Nisan 2016 Cuma günü; Şirinevler’de Fırtına Müzik Merkezi’nde, konuşmacı olarak Araştırmacı-Yazar Esat Korkmaz’ın yer aldığı bir etkinlikte; Derviş Kemal  için şiirler okundu, sazlar çalındı, sevenleri bir araya geldi.

Esat Korkmaz hayattayken tanıdığı, Uzunköprü’deki evinde ziyaret edip, söyleşiler – çekimler yaptığı Derviş Kemal’i çerağlar yakarak, onu simgeleyen resmi, kemanı, boş bırakılan sandalyesi yanında anmayı da başlattı.

Esat Korkmaz, Derviş Kemal’i anarken aynı zamanda Hakk’a yürüyen insanların anılmasının yaşamı çoğalttığını, Hakk’a yürüyenlerin anılmasıyla ölümün yaşama dönüşmesinin sağlandığını, aslında yaşamı yaşayanların değil ölenlerin (onlar yaşatılarak) hayatı var kıldığını, çünkü nihayetinde tenlerin ölümlü olduğunu söyleyerek, bu etkinliğin nedenini açıkladığı konuşmasını yaparak açılışı yaptı.

Çerağlarla birlikte Alevi-Bektaşi kültürünün olmazsa olmazı bağlamayla hem ozan hem de katılanlar selamlanmış oldu; Derviş Kemal’in en yakın dostlarından ve ona “pirim” diyen Sanatçı-Ozan Aziz Tatlısu, Fırtına Kültür Merkezi’nin sahibi ve sanatçı Hüseyin Fırtına ve Bağlama ve Ses Sanatçısı Emine Akkaya sazlarıyla sahne alarak birer eserle anmaya ses verdiler.

2009 yılında Derviş Kemal’le yapılan görüntülü bir sohbetten belli bölümlerin Ali Muştu sayesinde sinevizyon yardımıyla gösterilmesi, Derviş Kemal’in aslında oraya çağrılması anlamını taşıyordu.


Sorulan sorularla da birlikte özellikle Alevilik konusunda görüş ve düşüncelerini aktaran Esat Korkmaz, Aleviliğin bambaşka bir yaşam anlayışını ifade ettiğini, dışarıdan kuşatmalarla, kirlenmelerle yabancı unsurların Aleviliğin kendi dışında bir görünüme bürünmesine neden olduğunu söyledi. Esat Korkmaz; Alevilerin aslında Aleviliğin özündeki kendi ütopyasından uzak yaşadıklarını, başka yerlerde kendini aramaya koyulduklarını, devriye gibi, Hakk’a yürümek gibi, kendine özgü yapıların Aleviler tarafından da yeteri kadar bilinmediğini, unutulduğunu, unutturulduğunu söyleyerek, bir zamanlar sosyalistlerin de tasavvufu yanlış yorumladıklarını, tam anlayamadıklarını, Alevi tasavvufunun içinde çok farklı anlamlar saklı olduğunu dile getirdi.


Son bölümde; Aziz Tatlısu, Derviş Kemal için yazdığı bir şiirin okudu. Yine aynı şekilde Aziz Tatlısu (önceki gibi Derviş Kemal’dan), Hüseyin Fırtına, Emine Akkaya birer eser daha seslendirdiler.

Onu sevenlerden bir kısmı en azından bu anlamlı etkinlikle Derviş Kemal’in yaşamaya devam ettiğini göstermiş oldular.

Büyük Ozanımızı büyük bir saygı ve sevgiyle anarken; etkinliğin gerçekleşmesine sağlayanları da selamlıyoruz. 

 

Devamını oku: Halk ozanı Derviş Kemal Anıldı

Kategori: Etkinlik Haber Yorum

Diğer Makaleler...

  1. İstanbul Üni. İlahiyat Fakültesi'nde Söyleşi
  2. Musa Ağacık'la Söyleşi Yapıldı
  3. Mehmet Ersal'ın Alevilik Sunumu
  4. AŞIK DAİMİ ANILDI, 17 NİSAN 2016
  5. ŞİRAN KIRINTI KÖYÜ, 23. DOSTLUK GECESİ, 15 NİSAN 2016
  6. Hüseyin Emiroğulları
  7. Ali Duman'la Söyleşi
  8. NURETTİN ÖLMEZ HALİFEBABA'NIN YEDİSİ YAPILDI
  9. ALEVİ AKADEMİSİ DERSLERİ DEVAM EDİYOR...
  10. NURETTİN ÖLMEZ

Sayfa 69 / 94

BaşlangıçÖnceki64656667686970717273SonrakiSon

Ayhan AYDIN İnternet Sitesi  erenler@ayhanaydin.info E POSTA

İLKEZGİ SANATEVİ SİTE VE TEMA TASARIMI MUSTAFA KARAÇİFTCİ 0542 559 11 80.