YAŞAM
Yaşam
Karanlık değil sadece
Bir zorlu, bilinmez tünel o
Ellerinle kazman, delmen
Bulman gerek kendi yolunu
Kırıp kolunu kanadını
Oymak isteyen gözlerini büyük bir zevkle
Yenmen gerek seni bekleyen
Her köşe başındaki düşmanını
Bilincinle süreceksin toprağını
Tohumu fırtıya fırtınaya doğru ekeceksin
Çeliklerden biçeceksin sabrını
Dökeceksin alın terini alazlı yüreğine
Yorulmak bilmeden döveceksin döveceksin
İnce eleklerden eleyeceksin emeğini
Savurucak hınçla, öfkeyle bileklerin
Seni çökertmek isteyen kinleri, nefretleri, engelleri
Hiç bir güçten yılmadan yürüyeceksin
Ağulu karanlıklardan damıttığın
Şafağın aydınlığını getirecek
Çocukların ve gençlerin aklı, sevdaları
Doğan her günle, açan her çiçekle
Uçan kuşların kanadında, dalgalarıyla deryaların
Özgürlüğün, aklın ve namusun gücüyle
Yeniden yeniden damarlarında yürüyüp
Seni atacak kavganın, aşkın ve ekmeğin
En kutsal değerlerin döşediği sokaklara
O sokaklar senin ana yurdundur
En temiz duyguların ve vatan toprağındır
Korkmadan korkmadan yürüyeceksin
Seni doğuran meydanlardan
O zaman yaşamın gerçek huzuruna
Gerçek tadına varacaksın
Hayatın anlamını bulup böylece
Milyonların umutlarıyla taçlanacak
Sonsuz aydınlıklara doğru gideceksin
Ayhan Aydın
17 Ocak 2022
Hüzünlü, Kederli Ama Nerede Ah O Umut Dolu Günler, Köy Enstitüleri
Devamını oku: Hüzünlü, Kederli Ama Nerede Ah O Umut Dolu Günler, Köy Enstitüleri
Ah, Rumeli - Balkanlar; Öz Vatan
Ah, Rumeli - Balkanlar; Öz Vatan
Uçan Kuşuna Sevdalı, Esen Yeline Hasretim...
Ah Rumeli, Ah Rumeli
Sevdandır beni diyar diyar koşturan
Aşkındır damarlarımdaki al kan
Ver deseler düşünmeden tek bir an
Neyim vardır ki başka al sana bir can
Can sana kurban, sana can kurban
Ah Rumeli, Ah Rumeli
Tütünümsün Kaygusuz Abdal mirası
Ak bulutlarla ufkumsun kaderimi yazan
Osman Paşam Pelevne'den çıkmaz
Kadırgalarım Tuna Deltasında yüzmez
Yüzbin tabur gelse kederimi örtmez
Adriyatik'ten Karadeniz'e,
Akdeniz'den Sibirya'ya kadar
Sen benim alın yazımsın, hayat bağımsın
Alevi – Bektaşi Yolu’nu Yaşatan Babalar / Zakirler: Veli Altın Baba
Alevi – Bektaşi Yolu’nu Yaşatan Babalar / Zakirler
Bulgaristan Kırcaali Sürmenler Köyü'nden olup Babalık ve Zakirlik yapan ve Cem Vakfı Cennet Mahallesi Cemevi’nde hizmet yürüten çok sevgili Veli Altın Baba'yla kendi yöre inanç ve kültür dünyasıyla ilgili yaklaşık 2 saat söyleşi yaptık.
Oldukça donanımlı ve birikim sahibi olan Veli Baba doğduğu ve bir dönem yaşadığı yörenin inanç ve kültür dünyasına ilişkin oldukça bilgili bir inanç önderimiz. Türkiye’ye gelip İstanbul’a yerleştikten sonra da, aynı aşkla hizmetlerine devam eden Veli Altın’dan bu uzun soluklu söyleşimizde detaylı bilgiler derledim.
Cemevi’nde yaptığım söyleşi boyunca aralıksız bilgilerini aktaran Veli Altın, Güney Bulgaristan’da yaşayan Alevilik – Bektaşilik, yöredeki köyler, türbeler, ziyaretler, cemler, cem çeşitleri, cemin anlamı, cemdeki hizmetler, sene içendeki Otman Baba Birliği, Sultan Nevruz, Hıdırellez, Muharrem, “52-90” Kavramı, Zakirlik, Babalık, Bir Babanın Seçilmesi, İstanbul’daki Babalar, Şu Andaki Durum hakkında bilgilerini bizimle paylaştı.
Kendisi 50-60 Nefesi ezbere okuyabilen, yöre makamında deyişler de söyleyen Veli Altın aynı zamanda geleneği bugün de yaşatan önemli simalardan birisi.
Daha önce kendisiyle Cem Tv.’de de söyleşi yaptığım, bazı çekimlerini yayınladığım Veli Altın’ın sazı ve sohbetinin ve bir ceminin baştan sonra kayda alınması yararlı olacaktır.
Bir Güzel Buluşma Ve Söyleşi
Bulgaristan Haskova'dan Alan Mahalle'den İstanbul'a gelen gelen çok sevgili Zeki Güneş'le Cem Vakfı Cennet Mahallesi Cemevi'nde buluşup sohbet ettik. Yine aynı yöreden Bulgaristan Kırcaali Sürmenler Köyü'nden olup Babalık ve Zakirlik yapan ve cemevinde hizmet yürüten çok sevgili Veli Altın Baba'yla da yöre inanç ve kültür dünyasıyla ilgili yaklaşık 2 saat söyleşi yaptık.
Yolu yaşatanlara aşk olsun..
Ayhan Aydın
04 Ocak 2021, Salı
İstanbul Büyük Otogarı'nda Köy Enstitüleri ve Hasan Ali Yücel Anma Programı
Köy Enstitüleri ve Hasan Ali Yücel Anma Programı
Köy Enstitülerini Araştırma ve Eğitimi Geliştirme Derneği (KAGEV)’nın destekleriyle, bugün, 13.30 – 18.00 saatleri arasında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Büyük İstanbul Otogarı’nda gerçekleştirilen Köy Enstitüleri ve Hasan Ali Yücel Anma Programı açıkçası dolu dolu geçti.
Gazeteci Orhan Bursalı, Doç. Dr. Aynur Soydan Erdemir ((KAGEV) Genel Sekreteri) , Dr. Yazar Sadık B. Albayrak ve Aydın Bal’ın konuşmacı olarak katıldıkları etkinlik, aslında şehrin en hareketli yerlerinden birisinde, binlerce insanın şehir ve ülke değiştirdiği bir alanda yapıldı. Kültürler değişirken, Türk eğitiminde çok köklü bir değişimin simgesi olan ve aradan yarım asırdan fazla bir zaman geçse de halen çok konuşulan köklü bir eğitim seferberliğinin simgesi olan bir kurumun konuşulduğu bir etkinliğin burada yapılması da çok ilginç ama çok anlamlıydı doğrusu.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin çok önemli bir gayretle ve örnek teşkil edecek şekilde yeniden düzenlediği Büyük İstanbul Otogarı’nın yönetim bölümündeki Hasan Ali Yücel Toplantı Salonu’ndaki etkinlikle birlikte önemli bir fotoğraf sergisi de açıldı. Ben bu fotoğraflardan çok etkilendim. Çünkü buradaki fotoğraflar bir ülkenin yazgısını değiştirebilecek bir neslin umut dolu olmasına rağmen, baltalanan geçmişinin acı hatıralarını da bağrında saklıyordu. Türk eğitim seferberliğinin en büyük devrimci evrelerinden birisi olan Köy Enstitülü Yılların ölümsüz hatıraları, bu milletin hafızasının yok edilemez bir parçası olarak sonsuza kadar bizlere derin öyküler anlatmaya devam edecektir. Belki de bu konuda çok ciddi bir kütüphane yanında, bir müzenin de kurulması gerekir.
Türk Eğitiminin Devrimci öncü isimlerinden Hasan Ali Yücel’in 124. Doğum Günü münasebetiyle düzenlenen etkinlik aslında şehirleri birbirine bağlayan bir mekânda, ellerinde bir zamanlar tahta bavullarla eğitim için seferber olan öğrencileri ve öğretmenleri de birbiriyle buluşturan bir manevi ruha da sahipti. Ama bu organizasyonda önemli bir içtenliği ve emeği olduğu anlaşılan Fahrettin Beşli’nin söylediği gibi, ta o zamanlar yokluğun pençesinde kendisine bir gelecek kurma hayalinde olan köy enstitülü çocukların ana çalışma ve dolayısıyla barınma mekânlarından birisi de otogarlar olmuştur.
Etkinlikte ilk sözü alan Büyük İstanbul Otogarı İşletme Müdürü Sayın Fahrettin Beşli’nin belirttiği gibi, bu etkinlik, tüm Türkiye için çok önemli olan Köy Enstitüleri ve çok önemli tarihi bir şahsiyet olan Hasan Ali Yücel’in anılmasının ötesinde anlamlar ifade ediyordu. Bu etkinlik; Türkiye’nin yaşadığı büyük eğitim hamlesinin anlatılması, yeniden hatırlatılması, geleceğe köy enstitülerinin ruhuyla bakmak için yeniden bir başlangıç ve bu bilincin geleceğe taşınması yönünden de önemi büyük ve çok anlamlı olan bir etkinlikti. Fahrettin Beşli’nin söylediği gibi bugüne kadar köy enstitüleri, köylü çocukların eğitilmesi, onların kurtarılması şeklinde bir algı yaratılmaya çalışıldı. Köylü çocuklarının eğitilmesi aynı zamanda köyü değiştirme ve köyde yapılmak istenen bir reformun parçasıydı.
Pırıl pırıl bir ortamda, gençlerin de işin içine girmesiyle başarılı bir şekilde süren anma etkinliğinde söz alan konuşmacılar; gerek köy enstitülerinin Türkiye’nin çağdaşlaşmasındaki ve eğitimindeki önemine, gerekse Hasan Ali Yücel’in yaşamı, kişiliği, gayretleri ve emekleri konularını gündeme getirdiler.
Anma için seçilen konuşmacılardan önce de; KAGEV Başkanı Prof. Dr. Güler Yalçın, Boğaziçi Yönetim A.Ş. Genel Müdürü Ethem Pişkin, İstanbul Büyükşehir Gurup Başkanvekili Doğan Şubaşı, Hasan Ali Yücel’in kızı Gülümser Yücel de etkinlikte anlamlı birer konuşma yaptılar. Dimağı aydınlıklar içindeki Gülümser Yücel’in yaptığı konuşmada söylediği gibi; ülkemizin bugün içine düşürüldüğü duruma “yabancı güçler” de şaşırmaktadır.
Devamını oku: İstanbul Büyük Otogarı'nda Köy Enstitüleri ve Hasan Ali Yücel Anma Programı
Selçuk Haznedar, Can Dost...
İlk ve Son Karşılaşmamızmış
Selçuk Haznedar Da Göçüp Gitti Bu Zalim Dünyadan…
Son zamanlarda yaşamla ilgili daha çok düşünüyorum. Dün bir hayâsızın yazılarından sonra burnumdan kan geldi… Son zamanlarda başım dönüyor zaten. Bir varsın, bir yoksun dünyası.
Ama niçin varsın, niye yaşarsın bu dünyada?
Candan sevdiğim bir hemşerim olan Kamil Koç sayesinde tanıdım onu birkaç ay evvel. Avcılar’da bir araya gelmiş, saatler boyunca süren, yürekten ve özden gelen duygularla kavuşmuştuk. Anlaşmış, sözleşmiştik bir daha, bir daha bulaşmaya. İşimiz, sevdamız bu zaten; yani insan öyküleri dinlemek, derlemek… Çektiği onca çilelerini, hayallerini, düşlerini bana anlatacaktı.
Ama öyle yarım kalır hayatlar, öyle yarım bırakır yüz üstü seni, yaşam denen bilinmez dehliz, çevirir acımasız çarkını her gün bir acıyla seni üzer, üzer, üzer durur…
Devrimci, çevreci, yüreği sevgiyle çarpan, kendinden çok insanı, insanlığı, toplumu, ülkesini, çevreyi düşünen bir can insan, canlar canı eşi bulunmaz bir nazlı insan… Hayatın çilesini çok çekmiş yaralı bir yürek, hayalleri elinden alınmak istenmiş mazlum bir insan… Selçuk Hazinedar… İşte insan bunları görünce isyan ediyor, haykırıyor, şaşırıyor, üzülüyor… Adaletsiz dünya, diyor; baştanbaşa kimi güldürdün zalim dünya, diyor. Öfke duyuyorsun tüm haksızlıklara, böyle bir düzene, sisteme, duyarsızlıklara… Selçuk Hazinedar… Tüm yaşamını toplumuna adamış yiğit bir insan ama üç beş gerçek dostundan başka kimi vardı acaba arkasında? Elbette ilkeleri, yaşamı, duruşu, düşünceleri onu var eden tüm kutsal değerleri… Ama kim tutar böyle insanların ellerinden?
Gerçekten, gerçekten iyi bir haber almak için devamlı Kamil Abi’yi arıyordum. Bu güzel insanla bir daha buluşmak, sohbet etmek, dertleşmek, onun birikimlerinden yararlanmak…
Söyleyecek söz bulamıyorum… Benim için de ayrı bir hüzün, bir insanla öyle güzel bir muhabbetle buluşuyorsun, konuşuyorsun, tam anlaşıyorsun… Sonra sonsuza kadar ayrılıyorsun…
Nurlarda yatsın bu güzel insan… Toprak Ana’nın bağrına sır olsun… Cümle yaratılmışlarla bir olsun… Özü toprak, özü insan, özü şiir olsun, yılmaz mücadeleci Selçuk Abi, her söz yarım, her söz eksik senin için, uğurlar olsun…
Ey Yaralı Memleket
Vatan dedik, bayrak dedik, yurt dedik
İnsan sevgisi gibi, kurdu da var, kuşu da var dedik
Çıktık aşılmaz denilen engelli yollara
Bu başı duman duman karlı dağlarda
Bir sevda ateşi yanmaya devam eder mi?
Delik deşik edilmiş maden aranmış
Bir yaralı ceylan var kaya dibinde
Yanmış, yakılmış ormanlar içinde
Bir kınalı kuzudan ana sevgisi vaz geçer mi?
Aç, çıplak bedenler, suyu kesilmiş pınarlar
Bu sevda, bu bilinç, bu yürek, bu türküler
Topla, tüfekle, türlü engelle hiç susar mı?
Jandarma dipçiği kırmış dizimi aman yar, aman yar
Tam bağımsız bir ülke özleminden
Bu türlü acılar seni yolundan alır koyar mı?
Kucak kucak güller dersem
Dostun mazlum bağına girsem
Bülbül olup zara gelsem
Çok sitemler edip de bir ağıt yaksam
Bu onulmaz yaralar merhem tutar mı?
Yüreğiyle, sevdalarıyla, yarım bırakılmış umutlarıyla
Tüm dünyaya sığmayan hayalleriyle
Dost Selçuk Hazinedar
Bu toprağa, Ordu iline sığar mı?
(Ayhan Aydın)
Diğer Makaleler...
- ÇIKARCI ALEVİLERE GÜN DOĞDU
- Bir Anadolu Çınarı Olmak: ALİ KARA (KÜRT ALİ)
- Şeyh Bedreddin
- ORHAN ŞAİK GÖKYAY VE TANIRLI ÂŞIK YENER
- HİÇ BİLEMEZSİN
- şiir
- Bir Yunus Emre, Bir Ahi Evran Sevgisi ki, Hiç Sormayın Gitsin...
- İstanbul’da Anadolu Aydınlanmacısı Erenlerin İzinde Önemli Bir Sempozyum
- CAN TV.’DE CANA CAN OLANLAR
- Yık Dağları, Vur Patlat Ampülü Ey Arkadaş!

