Dr. Mehmet Yardımcı’dan Kul Himmet Kitabı
Dr. Mehmet Yardımcı’dan Kul Himmet Kitabı
Ömrünü halkbilimi çalışmalarına adamış çok değerli akademisyen, yazar hocamız Dr. Mehmet Yardımcı tarafından hazırlanan Yaşamı Sanatı ve Şiirlerinin Yorumlarıyla KUL HİMMET kitabını daha önce okumuştum.
Sevgili hocamız tüm Alevi – Bektaşi Kültür Dünyası’ndaki en büyük halk ozanlarımızdan birisi olan Kul Himmet ile ilgili güzel bir araştırma yapmış, ilgili kitabı kaleme almıştır.
Kitapa Kul Himmet’in yaşamı, yaşadığı dönem, Kul Himmet’in sanatı, dili, şiirleri, şiirlerinde işlediği konular, Kul Himmet’in etkilendiği çevre, ozanlar geniş bir şekilde ele alınmıştır.
Ayrıca en geniş şekliyle deyişleri, şiirleri de bir araya getirilmiş önemli bir hizmet yerini bulmuştur.
Değerli hocamızın gönlüne, kalemine, yüreğine sağlık.
Büyük Alevi – Kızılbaş – Bektaşi dünyasına bakında felsefenin, düşüncenin, öğretinin, inancın en önemli taşıyıcı unsurlarının başında yer alan Halk Ozanlarının -/ Halk – Hakk- Âşıklarının ölümsüz dizeleriyle yüzyılları aşan kimlikleriyle, şiir güçleriyle, özleriyle bizlere ve geleceğe uzandıkları görülmektedir.
Betimsiz bir Hakk – Muhammed – Ali / Ehlibeyt sevgisiyle yoğrulan ulu Alevi – Bektaşi ozanlarının dünyaları, şiirleri ortadadır.
Onlar dünya durdukça bu büyük öğretinin temellerini ortaya koydukları ölümsüz eserleriyle her daim yaşayacaklardır.
Doğa –insan – çekilen her türlü dert, tasa, kaygı bu büyük ozanların şiirlerinde tüm çıplaklığıyla ortaya serilmiştir.
Öz Türkçeazılan şiirler her kesimden insanın anlayacağı çok derin bir duygusallıkta, lirik bir şekilde çağların tüm sınırlarını aşmıştır, aşmaktadır, aşacaktır.
Alevisiyle, Sünnisiyle, Hıristiyanıyla, İnananıyla, İnanmayanıyla, Materyalistiyle, Genciyle, Yaşlısıyla, Okuyanıyla, Okumayanıyla bu ölümsüz ozanlar, ölümsüz dizelerinde tüm varlıklarını ortaya koymuşlardır.
Ama sadece ve sadece; kişiliğini, karakterini kaybetmiş, şuurunu yitirmiş, bazen de birilerinin paralı ajanları olarak bu toplumun içine girenler tarafından çarpıtılmakta, bu çırılçıplak açık olan söz betimlemelerinde çok farklı anlamlar arayan tarih yıkıcılar insanları yanıltma yoluna gitmektedirler.
Bin yıldır bu topraklarda yaşanan bir Alevi – Kızılbaş – Bektaşi gerçeği vardır, şimdi ise bin yıllık gerçeğin altında boğulan inkârcılar türemiştir.
Bu yol sahipsiz değildir, bu yolun sözde öncüleri dedeler, babalar, sözde ozanlar, sözde kurum başkanları yolun değerlerini kullanıp kendi siyasi menfaatleri ve kişisel çıkarları için görüntüler veredursunlar, bu günlerde geçecek, beş yüz yıl önceden bugüne ulaşan bu ölümsüz dizeler yüzyıllar sonrasına da ulaşacak, Alevilik Nedir? Diye diye çırpınan kötü niyetli insanların karşısında Alevilik – Kızılbaşlık – Bektaşilik aha budur, denilecek en yalın, en temiz, ön öz dizeler geriye kalacaktır…
Muhabbet Ehline Aşk İle…
Ayhan Aydın
19 Şubat 2026
GENE BİR GERÇEĞİN EL’OLMAYINCA
Viran bahçelerde bülbül mü öter
Gönül eğlencesi gül olmayınca
Merhemsiz yaralar onar mı biter
Gene bir gerçeğin el’olmayınca
Tabip görmeyince yara onulmaz
Rehber olmayınca Hakk’a varılmaz
Yüz bin tabur korsan küffar alınmaz
Eli Zülfikarlı Al’olmayınca
Sorarlar bunda ulu divan olur
İtikatsız talip boş kovan olur
İnler peteğinde bal olmayınca
İki melek gelir sual sorarlar
Bakarlar yüküne hurcun ararlar
Bir kılın üstüne mizan kurarlar
Geçemezsin Hakk’a kul olmayınca
Kul Himmet’im eydür dalgam taşırır
Aşka düşen âşıkları coşturur
Degme bir rehber çiğ mi bişirir
Eriyip kürede hal olmayınca (Sayfa: 78-79)
ADAB İLE ERKAN YOL OLMAYINCA
Hey erenler kimse Şah’a gidemez
Şah’a Kanber gibi kul olmayınca
Her Kanber’im diyen Kanber olamaz
Adap ile erkân yol olmayınca
Irakta arama vardır yakını
Gerçek talip olan bulur Hakk’ını
Yükletmezler sana yolun yükünü
Bükülüp kametin dal olmayınca
Her Mekke’ye giden hacı olur mu
Her abdal olanlar Naci olur mu
Her çaput başlılar bacı olur mu
Erenler halinde hal olmayınca
Cevahir yanmasa aklın od’una
Sikk yazarlar mı Şah’ın adına
Seni hiç korkar mı talip evine
Zer gibi sararıp kal olmayınca
Mecnun olan daim gezer deştinde
Aşkın dolusunu tutar destinde
Seni taşırlar mı başlar üstünde
Mürşit nazar edip gel olmayınca
Derdmend olmayınca gönül hak olmaz
Âşık olmayınca sine çak olmaz
Kul Himmet’im eyler vücut pak olmaz
Mürşid-i kâmilden el olmayınca (Sayfa: 79-80)
HAZER KIL SEVDİĞİM DEĞME GÖNÜLE
Gel gönül kimsenin aybına bakma
Hazer kıl sevdiğim değme gönüle
Arif ol cihanda bir gönül yıkma
Hazer kıl sevdiğim değme gönüle
Daim aşk atına bin de atlı gez
Edep öğren ekran öğren otlu gez
Gönül yıkma halk içinde tatlı gez
Sakın ey sevdiğim değme gönüle
Yoldaş eyle iman gibi dostunu
Amel kazan aramazlar aslını
Turap ol ki çiğnesinler üstünü
Hak ol ey sevdiğim değme gönüle
Cihad eyle ki günahların tartasın
Bir amel kazan ki Hakk’a yetesin
Şar gibi her gördüğün örtesin
Pir ol ey sevdiğim değme gönüle
Kul Himmet dilimde zikrim Muhammed
Aşk dolusun içtim Hüda’ya minnet
Dinar ile satın alınmaz cennet
Hazer kıl sevdiğim değme gönüle (Sayfa: 90)
AMAN ŞAH-I MERDAN SEN İMDAT EYLE
Pervaneyi aşk oduna yandıran
Aman Şahı Merdan sen imdat eyle
Dalga vurup deryaları coşturan
Aman Şahı Merdan sen imdat eyle
Mansur’u fevt edip darda astıran
Çekip Zülfikar’ı taşı kestiren
Miraç’ta Resul’e nişan gösteren
Aman Şahı Merdan sen imdat eyle
Fani imiş şu dünyanın ötesi
Söylerim sözümü var mı hatası
Hasan ile Hüseyin’in atası
Aman Şahı Merdan sen imdat eyle
Zindanda Zeynel’in payını veren
Muhammed Bakır’ın payını veren
Mahrum kalmaz dergâhına yüz süren
Aman Şahı Merdan sen imdat eyle
İmam Cafer Kazım Musa Rıza
Mümine rahmet yezide ceza
Sahib-i Zülfikar hulk-i rıza
Aman Şahı Merdan sen imdat eyle
Taki Naki hem dertlerin devası
Hasan-ül Askeri Mehdi livası
Muhammed Mustafa sırr-ı Hüdası
Aman Şahı Merdan sen imdat eyle
Kul Himmet’im ziyan etmez karında
Her kulun bir sevdası var serinde
Dünyada ahrette mahşer yerinde
Aman Şahı Merdan sen imdat eyle (Sayfa: 93)
ANIN KATARINDAN AYIRMA BİZİ
Seher vakti şah kervanı gidiyor
Onun katarından ayırma bizi
Kanberi önünde katar yediyor
Onun katarından ayırma bizi
Muhammet Ali'dir cihan evveli
Bir Arap geliyor eli develi
Rum'u irşat etti Bektaş-ı Veli
Onun katarındana ayırma bizi
Gül kokusu Muhammet'in teridir
Ah ettikçe karlı dağlar eritir
Hatice Fatma Hakk'ın yaridir
Onun katarından ayırma bizi
Cebrail hem kanadını açınca
Rahmet suyun yeryüzüne saçınca
Hasan Hüseyin curasından içince
Onun katarından ayırma bizi
İmam Zeynel bekler zindan içini
Umarım bağışlar mücrim suçunu
Bakır Cafer yükletince göçünü
Onun katarından ayırma bizi
Kazım Musa Rıza Hakk'ın nurudur
Taki Naki Askeri Mehdi sırrıdır
Selman'ın yerinde deste gülüdür
Onun katarından ayırma bizi
Kul Himmet’im aydur Mehdi nic’oldu
On İki İmamların tahtı nic’oldu
Pirin eşiğine giden hacı oldu
Onun katarında ayırma bizi
İMAM HÜSEYİN HASAN ALİ’DİR
Bülbül oldum gülşende gezer iken
Seher yeli gibi esen Ali’dir
Muhammed’in gülünü soran olursa
İmam Hüseyin Hasan Ali’dir
Bindiler Şam’a doğru gittiler
On İki İmam’a yardım ettiler
Sivas’ın altında sema döndüler
Bastıran meyve basan Ali’dir
Gökten Cebrail yere inince
İnip Ali’nin gülüne konuca
Zürfikar kuşanıp Düldül’e binince
Kafirin neslini kesen Ali’dir
Ali’nin Zülfikarı göğe çekildi
Yezid’in gıdası Hakk’tan kesildi
Dünya yedi kere doldu eksildi
Dolduran Muhammed eksilen Ali’dir
Kul Himmet’im hem ağladı hem güldü
Mekke’ye Medine’ye secde kıldı
Hakk emir eyledi dört kitap indi
Okuyan Muhammed yazan Ali’dir (Sayfa: 174)
ÖZÜM DARA ÇEKTİM, SOR HACI BEKTAŞ
Gece gündüz hayaline döndüm
Bir gece rüyama gir Hacı Bektaş
Günahkârım günahımdan bezerim
Özüm dâra çektim sor Hacı Bektaş
Yandı bu kulunun nedir çaresi
Gene tazelendi yürek yaresi
Onulmaz dertlere derman olası
Bu sınık bendimi sar Hacı Bektaş
Arının yaptığı bala benzersin
Şu garib ellerde gönlün eğlersin
Bend edüben ikrarına bağlarsın
Sâilin sattığı kul Hacı Bektaş
Gâhi bulut olup göğe ağarsın
Gâhi yağmur olup yere yağarsın
Ay mısın, gün müsün gökten doğarsın
Ilgıt ılgıt esen yel Hacı Bektaş
Derdimin dermanı yaramın ucu
Dörd anasır mevcud Gürûh-i Nâcî
Belinde kemeri başında tacı
Yüzünde parlıyor nur Hacı Bektaş
Daima Kul Himmet eder niyazı
Pir Sultan yolundan ayırma bizi
Ol mahşer gününde isteriz sizi
Muhammed önünde car Hacı Bektaş (Sayfa: 189)
Kahpe felek sana nettim neyledim
Attın gurbet ele parelerimi
En sonunda beni sıladan ettin
Yıktın mümkünümü çarelerimi
Bir kemlik görmedim hüsnü âlâdan
Çetin kurtulurum ben bu yaradan
Gözlerim ki merhem gele sıladan
Dağlar perde tutmuş aralarını
Bakmaz mısın tenden akan kanıma
Yarelerim ceza verir canıma
Gelenim yok gidenim yok yanıma
Yine ben sarayım yarelerimi
Günden güne al kanlarım akıyor
Yaram yürektedir beni yakıyor
Biri sağalmadan biri çıkıyor
Sar cerrah incitme yarelerimi
Kul Himmet'im ötesini bilirim
Çeke çeke ben bu dertten ölürüm
Vadem yeter gurbet elde kalırım
Dost olan giyinsin karelerini (Arka Kapak)
Yaşamı Sanatı ve Şiirlerinin Yorumlarıyla KUL HİMMET, Dr. Mehmet Yardımcı, Kul Himmet Sosyal Yardımlaşma Eğitim ve Kültür Derneği Yayınları 1., 208 Sayfa, Çorlu 2021 (Baskı: Kanyılmaz Matbaası, Çamdibi – İzmir)

